40,2592$% 0.13
46,7280€% 0.07
53,9463£% 0.2
4.309,12%-0,18
02:00
Serdar KAAN Köşe Yazısı
Yine bir infaz yasası…
Yine bir “af” tartışması…
Ve yine bir kandırmaca!
Günlerdir siyasi iktidarın yeni infaz düzenlemesi üzerinde çalıştığı konuşuluyordu. Kamuoyu umutlandı. Cezaevlerinde adaletin kırıntısını bekleyen on binlerce insan bir nefes alır mı diye bekledi. Bekledi ama boşuna!
Adalet Komisyonu’nda yapılan son düzenlemeyle birlikte görüldü ki, bu yasa da öncekilerden farksız. Göstermelik bir af! Yalnızca “kapasite doldu, biraz boşaltalım” mantığıyla hazırlanmış orta düzeyde bir akıl ürünü. Çünkü asıl hedef, ‘devlete karşı işlenen suç’ adı altında içeride tutulan binlerce masum insan olması gerekirken,
dostlar alışverişte görsün mantığıyla alel acele sözüm ona bir af yasası çıkarıyorlar.
Düzenlenen infaz yasa taslağında FETÖ’cü olduğu iddia edilen kişiler de yararlanıyordu. Sonra sadece 3 bin kişinin yararlanacağı bir taslak hazırlandı ve daha sonra yeni bir manevrayla onları da kapsam dışına iterek asıl amaçlananı adeta gözlerimizin içine sokmaya çalışıyorlar. Yani artık göstermelik bile olsa bir “açılım” yok. Sadece kapatma, sadece susturma, sadece intikam var!
DEM Parti milletvekilleri yasanın herkesi kapsaması gerektiğini söyledi, teklifi reddetti. Doğru olanı yaptılar. Çünkü bu bir hukuk meselesi değil, siyasi bir linç düzenidir. Binlerce insan KHK’larla hayatları karartılmış halde yıllardır zindanlarda çürürken, bu yasalar hâlâ onları dışarda bırakmak için yazılıyor.
Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre bugün Türkiye’de 395 cezaevinde yaklaşık 403.000 kişi tutuluyor. Kapasite ise 300.000 kişi. Yani 100.000 kişi fazlalıkla, cezaevleri adeta insan deposuna dönmüş durumda. Yer yok, hava yok, ışık yok. Ama tahammülsüzlük çok!
Eğer ellerinden gelse değil 100 bin fazla, 300 bin fazla insan koyarlardı. Allah’tan böyle bir imkanları yok.
İktidarın asıl derdi bu 100 bin kişiyi dışarı salmaktır. Yani amaç bir af değil, bir skandalı, skandal olmaktan çıkarmaktır.
Siyasi hesaplaşmaların kurbanı olan akademisyenler, gazeteciler, memurlar, öğretmenler, gençler? Onlar yine bu düzenlemenin dışında kalıyor. Çünkü bu düzenlemenin adı infaz indirimi değil, “İNSAF” yitirimidir.
Bir ülke, kendi vatandaşına bu kadar düşman olabilir mi? Masumiyet karinesini ayaklar altına alarak, delilsiz, gerekçesiz yıllarca insan tutan bu sistem, bugün hala utanmadan kendini “adalet” diye pazarlayabiliyor.
Bu ülkenin asıl yükü içerideki masumlar değil, dışarıdaki sessizliktir. Cezaevleri tıka basa dolmuş, hukuk iflas etmiş, vicdanlar kapanmış… Ve biz hâlâ bu tiyatroyu izlemeye mecbur bırakılıyoruz?
Kimse kusura bakmasın! Bu bir infaz yasası değil,
Bu adeta bir infaz etme emridir.
Saygılarımla..
0x4e9c9ab6 0x4e30db85 0x5fe8a1cd 0x7a30a792 0x7782844c 0x72603503 0xa0195aa6 0xbadd9e3e 0xbcc69080 0xd3447f77 0xdb7c5169 0xdfdd6280 bingöl haberleri köşe yazısı orhan kaya serdar kaan
“Gakoş” Dadaş”Kavramı:Mütevazi zaviyem den Bir İnceleme.