DOLAR

40,2592$% 0.13

EURO

46,7280% 0.07

STERLİN

53,9463£% 0.2

GRAM ALTIN

4.309,12%-0,18

İmsak Vakti a 02:00
Bingöl AZ BULUTLU 32°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Serçenin Âhı.

Serhat YILMAZ Köşe Yazısı

Yuvasını bozduğum kuşların

âhı desem, çocuktum.

[Salih Mirzabeyoğlu]

Çocukluğumun bir dönemini geçirdiğim mahallenin çocukları, hazırladıkları “civ” ve sapan benzeri aletler ile düzenli aralıklarla serçe kuşu, kertenkele ve arada da yılan avına çıkarlardı.

Şemo Deresi, DSİ, Xeyd, Adali, Seydali, Kadran…

Bir defa ben de gittim; dönemedim bir daha.

Hastane çöplüğünden aşırdığım serum lastikleri, o dönem her yerde bolca bulunan meşe ağaçlarının dallarından kopardığım sağlam ve gayet de hoş duran bir çatal ve eski deri bir ayakkabının çekile çekile pörsüyen dilinden söküp hazırladığım meşin ile, dört dörtlük olmasa da iyi denilebilecek bir sapan hazırlamayı başarmıştım.

Çocuktum; kemirdiğim biber salçalı, meşe odunu ile pişirilen tandır ekmeğinin ses tellerimi depreştirip adaşlarımı halaya kaldıran doğallığına, Nutella’nın palmiyeli yapaylığını bulaştırmamış, serçe kuşu vurmak gibi yüreğimden parça kopartıp beni kendimden, vicdanımdan, izanımdan uzaklaştıracak kirli olaylara bulaşmamıştım daha.

Kara tenim, kara önlüğüm, boynuma geçirdiğim beyaz yakam ve sırtımda abimden kalma Süpermen logolu bir çantayla bol yaldızlı, bol pekiyili defterler taşır; sağdan soldan hücuma yeltenen zihinsel Oblomovlara “yallah çayıra” derdim.

Evet, artık ben de serçe kuşu vurmak gibi ciddi olaylara karışacak; en zayıf, en çaresiz ve en savunmasız olana en şiddetli ve en acımasız darbeleri indirerek, “püsküvit çocuğu” olmadığımı ispatlayacak, varlığımı kabul ettirecek, ortama kabul edilecektim.

Bir sabah, gittiğimiz okuldan öğretmenimizin hasta olduğu gerekçesiyle gelemeyeceğini öğrenmiş ve bu yüzden eve yollanmıştık. Tabii, o yıllarda öğretmenimizin gelemeyişi biz öğrenciler için direkt bir günlük tatil anlamına geldiği için keyfimize diyecek yoktu.

O gün, koştura koştura döndüğüm evin kapısına vardığım gibi çantamı fırlatmış, yemek yememiş, sapanımı kapmış; her gün yüzlerce serçe kuşunun gelip konduğu, ‘cik cik cik’ diye Hakk’ı zikre durduğu bir meşeliğe atmaca gibi çökmüş, pusu atmıştım.

İşte o gün, her şeyden bi haber dalında “Hakk Hakk” diye öten bir serçeyi tutup da ben, yüreğinden vurmuştum; kan kusmuştu. Eğilip avucuma almış, can verirken titreyişi, yüreğimi titretmişti. Öyle çok kanamış, öyle çok kanamıştı ki, hiç durmamasından korkmuştum. Başı eğilip, minik yüreği duruncaya kadar avucumda tutmuştum.

Üzgündüm, pişmandım, ancak can vermek gibi bir kudrete de mahir değildim. Son nefesini verinceye kadar avucumda can çekişen, kan kusarak çırpınan kendi eserime bakmıştım.

Çırpınan kuş değil de kendi yüreğimdi sanki.

Kaldırıp avucumu, son bir kez bakmıştım; ölmüştü. Eğilmiş, hayata tutunmaya çalışan o küçücük yüreğinden öpmüştüm; ağzım kan dolmuştu.

Fil ordusu gibi yürüyüşe geçen çocuklardık, ancak kimsenin kutsalına saldırmak gibi bir niyet taşımadığımızdan olsa gerek, o minik kuşların silahsız, savunmasız bir şaşkınlık içerisinde bize av olmalarını sağlamıştık.

Her biri bir ebabil olabilecek o minik serçe kuşlarını biz, çocukluk masumiyeti ile kandırmış; sonra da teker teker avlamıştık.

O gün bir kuş vurmuştum.

O gün bugündür, vurgun yemiş bir kuş gibi dolanıyorum.

O günlerden:

Çocukça bir hevese kurban ettiğim

Serçe kuşunun figanıdır yüreğim.

0x4e9c9ab6 0x4e30db85 0x5fe8a1cd 0x6d05e82a 0x7a30a792 0x7782844c 0x72603503 0xa0195aa6 0xbadd9e3e 0xbc05a67f 0xbcc69080 0xd3447f77 0xdb7c5169 0xdfdd6280 bingöl haberleri köşe yazısı orhan kaya serdar kaan

4 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

DORE MİRU?

HIZLI YORUM YAP

4 0 0 0 0 0