40,2592$% 0.13
46,7280€% 0.07
53,9463£% 0.2
4.309,12%-0,18
02:00
Serdar KAAN Köşe Yazısı
Bingöllüler olarak bizler ne deprem, ne ekonomi, ne de ilimizde yaşanan sorunlar ve sıkıntılar ilgimizi çekiyor. Bu ilde ilgimizi çeken tek şey siyasettir. Bizleri o kadar siyasetin içine çekmişler ki, bu memlekette doğan her insan, adeta elinde bir partinin bayrağıyla doğuyor.
Başka memleketlerde, bir ailenin bir çocuğu doğduğunda ya “bir sopamız fazla oldu” derler ya da “evimiz neşe doldu” derler. Bizde ise “bir oyumuz fazla oldu” deriz. Bu kadar siyasetle içli-dışlıyız.
Madem ilgiyi siyaset çekiyor, o zaman bu ilgiye biraz teveccüh gösterelim.
Özellikle Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan ile ilgili sarf ettiği olağanüstü cümlelerle başlayan barış süreci büyük bir ivme kazandı ve güzel gelişmeler oldu. Toplumun büyük bir kesiminde heyecan yarattı. Devlet Bahçeli’nin yerine başka kim bu sözleri sarf etseydi, kesinlikle zerre kadar güven olmazdı ve bu süreç buraya kadar gelemezdi. Her ne kadar bu sürecin mimarı olarak Erdoğan gösterilmeye çalışılsa da, bu sürecin asıl mimarı Devlet Bahçeli’dir. Konumu ve partisi gereği, belki de yok olma pahasına bu riski göze almış ve bir sürecin başlamasına vesile olmuştur.
Tabii konumuz süreç değil.
Buradan siyasete uzanan bir koridordan bahsetmek istiyorum.
Bahçeli’nin başlattığı bu süreci, Erdoğan lehine çevirmeye çalışıyor. Bu süreç istenildiği ya da beklendiği gibi son bulursa, bununla DEM Parti’nin desteği alınarak bir anayasa değişikliğine gidilecek. Her ne kadar “parlamenter sisteme geçeceğiz” şeklinde bazı söylentiler olsa da, bu söylem sadece ve sadece CHPnin başındaki Özgür Özel’i belki de başbakanlık için kandırmaya yönelik sarfedilen bir cümledir. Asıl tasarlanan anayasa Azerbaycan tipi bir sistem olacak.
Tabii konumuz bu da değil.
Bunlar, daha sonra bazı şekillenmeler olduktan sonra konuşulması, yazılması ve çizilmesi gereken meselelerdir. Bir de bu konu, ulusal çapta bir meseledir.
Biz Bingöl’e dönelim.
Asıl konumuz, erken seçim ve Bingöl’de neler oluyor, neler bitiyor veya ne olması gerekir konusudur.
Ufukta bir erken seçim baş gösterdi. Tabii az önce belirttiğim gibi, önce anayasa değişmeli.
Şimdi! Erken seçimin olacağının kulis bilgilerini alanlar kolları sıvadı, çalışmalarına başladı.
Tabii çalışmalar halk nezdinde değil, genel merkez nezdinde yapılıyor. Yani halkı kimsenin takmadığını bilenler, halkla değil; genel merkezde aday belirlemede etkili olan insanlarla temas kuruyor.
Kimisi oturduğu yerde 2. sırayı garantilediğini söylüyor, kimisi de “Ben 1. sıradayım. 2. sıra falan kişi, 3. sıra da kuzey ilçelerine verilecek,” diyor.
Bunu neye göre söylüyorlar? Tabii ki Ankara’da görüştükleri genel başkan yardımcıları veya başka yetkili ve etkili kişilere güvenerek söylüyorlar.
Kim ne konuşursa konuşsun, kim ne derse desin, herkesin bildiğini buradan yazmamak olmaz. Bu işte elbette ki uçuk rakamlarda paraların da döndüğü söyleniyor. Dönüp dönmediğini ben bilmiyorum ama öyle diyorlar.))
İşini Ankara’da bitirmeye çalışanlar profesyonel siyasetçilerdir. Acemi siyasetçiler ise Bingöl’de, ilçelerde halkla buluşuyor, halkla görüşüyor, kendilerini halka tanıtmaya çalışıyorlar. Adaylığı halkın belirleyeceğini düşünüyorlar.
Oysa Ankara size adaylık verirse, halk zaten ondan sonra sizi tanır. Siz kendinizi halka tanıtıncaya, halktan destek sözü alıncaya kadar iş işten çoktan geçmiş oluyor.
2026’da erken seçim beklentisi var. Bu iş 2027’ye sarkarsa, ekonomik kriz, krizoğlu krize dönüşecek ve bunun altından kalkamayacaklar. Piyasalar iki yıl önünü göremez. Hazır DEM Parti’den alacakları destek varken ve bu destek kaybolmadan, “altın vuruşu” en erken şekilde yapmak isteyecekler.
Bunu bilenler, kulis çalışmalarına çoktan başladılar bile. Ama bizim acemiler, seçim kararı alındıktan sonra halkı dolaşmaya başlayacaklar, kahvehanelerde insanlarla buluşacaklar.
Şu da bir gerçek ki, siyasi anlamda bir boşluk var ve bu boşluk kendini çok ciddi şekilde gösteriyor. Yeni yeni isimler çıkacak, belki de çıktılar.
Belki de birileri tarafından yıpratılmamak için kendilerini göstermek istemiyorlardır.
Bazı bölgelerde, kendilerinden başka kimsenin aday olarak öne çıkmasını istemeyenler var. “Ya ben, ha hiç” deyip, bölgesinin tek söz sahibi ve etkin kişisi olmak istiyorlar.
Aksi takdirde, iktidarın Genç ilçesine iki dönemdir aday vermemesini neyle açıklayabiliriz?
Tek açıklama: “Ya ben, ya hiç.”
Genç sadece bir örnektir. Diğer bölgelere bakın; çok kıymetli insanlar olmasına rağmen, bir türlü isimleri ön plana çıkarılmıyor. Türlü türlü oyunlarla bu isimlerin önü tıkanıyor.
Ama bu seçim sanki biraz farklı olacak gibi.
Cumhurbaşkanı yardımcısı sn. Cevdet Yılmaz kanadının tutumu, sn. Cevdet Yılmaz’ın karşısındaki kanadın tavrı gözlerden kaçmıyor. Her ne kadar gizlemeye çalışsalar da, siyasette tecrübeli insanlar neler olup bittiğini anlayabiliyor.
Tabii bir de hesaba katmadıkları bir kanat var ki, onların hazırlıkları, kitlesel olarak genel merkezlere yapılacak baskılar ve çeşitli stratejileri bu tabuları yıkmaya yeter de artar da.
Bugüne kadar halkın gücünü hiçe sayanlar, bugünden sonra halkın gücü karşısında diz çökecekler. Bu memlekette işini bilen, stratejik noktalara temas edebilen ya da nasıl temas edileceğini çok iyi bilen, aklı başında insanlar vardır.
2002 yılında, aday adayları genel merkezlerin zemin katından bir kat dahi yukarı çıkamazken, o dönemde tüm bakanlarla, parti yöneticileriyle bir şekilde görüşme sağlayıp şikayetlerini dile getirenler, bu dönemde de aynısını yapabilir.
O gücü kendinde bulan, “artık yeter” diyebilen çok sayıda insanın bu memlekette yaşadığını unutmamak gerekir.
Geçmişi unutanlar, geleceklerine ışık tutamazlar.
Saygılarımla…
0x4e9c9ab6 0x4e30db85 0x5fe8a1cd 0x6d05e82a 0x7a30a792 0x7782844c 0x72603503 0xa0195aa6 0xbadd9e3e 0xbc05a67f 0xbcc69080 0xd3447f77 0xdb7c5169 0xdfdd6280 bingöl haberleri köşe yazısı orhan kaya serdar kaan
Tarih yazacak…! Trump’ın Uçağı Üç Ülkeye İndi Dört Trilyon Topladı
Siyaset her zaman cebini doldurmak ve hamili kart yakinimdir olarak şekillenmiştir. Hal böyle olunca vatandaşlarda bu düşünceyle taraf oluyorlar hele birde kendilerine biraz menfaat sunulduğu zaman mangalda kül bırakmıyorlar. Barış süreci neler getirecek Zaman gösterir çünkü ne gibi planlar yapılmış kamu oyuna hiç bir bilgi verilmemiş. anayasaya gelince iktidar 23 yıllık süreçte nerdeyse anayasanın tamamını değiştirmiş durumda, anayasa bence insanın vicdanında olmalı.mevcut anayasada’da hırsızlık,adaletsizlik, haksızlık benzeri olaylara karşı cezalar mevcut yapılacak yeni anayasada’da bunlar olacak eğer uygulamada hataya devam edilecekse hiç bir anlamı olmayacak milleti kandirmaktan başka bir şey değil benim için. Hak, hukuk,adalet, hırsızlık,yetim malı yememek devlet malına el uzatılmasına müsade edilmezse anayasada İslami yasada olmuş olur.