40,2592$% 0.13
46,7280€% 0.07
53,9463£% 0.2
4.309,12%-0,18
02:00
Orhan KAYA Köşe Yazısı
Dünya, yüzyıllardır pek çok trajediye tanıklık etti; ancak Gazze’de yaşananlar, insanlık tarihinin en derin izlerini bırakan acılardan biridir. Gazze, artık yalnızca bir şehir değil, acıların, umutsuzluğun ve zulmün simgesidir. Küçücük çocuklar, oyun oynamak ve hayal kurmak yerine ölümle yüzleşiyor. “Gazze’de çocuklar büyümez; büyümeden ölürler.” Bu söz, sadece bir acıyı ifade etmekle kalmaz, aynı zamanda dünyanın gözleri önünde yaşanan büyük bir utancı simgeler. Gazze’de her geçen gün onlarca çocuk hayatını kaybederken, her anne evladını kahır içinde toprağa verir, her baba ise evladını koruyamamanın acısıyla yaşar.
Gazze’nin Çocukları: Ölümsüz Acıların Tanıkları
Gazze’deki çocuklar, gözlerinde umut değil, korku taşıyor. Her an ölümle yüzleşmek zorunda kalan bu çocuklar, hayal kurmaya dahi cesaret edemiyorlar. Gazze’de hayal kurmanın bedeli, bir hayatla eşdeğerdir. Bu korkunç gerçeği kabul etmek zor olsa da, Gazze’deki çocukların yaşadığı travmanın boyutlarını anlamak için gereklidir. Her adımda bir acı, her gülüşte bir kayıp, her umutta bir ölüm vardır. Masumiyetin ve umudun kaybolduğu bu dünyada, çocuklar yaşamaya devam ederken ölüm, her an yanlarında bir arkadaş gibi sessiz sedasız bekler.
Bir zamanlar yuva dedikleri yerler, buz gibi betonların enkazına dönüşürken, çocuklar yaşamlarının baharında hayatlarını kaybediyorlar. Gazze’nin her köşesi, bir çocuğun kanıyla lekelenmişken, dünya bu acıya gözlerini kapamış ve duymazdan gelmiştir. Sessizlik, adeta suçluluğun simgesi haline gelmiştir. Dünya, bu vahşeti görmezden gelerek “üç maymunu” oynamaya devam etmektedir.
İnsanlık ve Vicdan: Sessizliğin Utancı
Gazze’deki dramın bir diğer boyutu, insanlığın sessizliğidir. Bu haksız ve orantısız savaşın getirdiği derin acılar ve bu sessizlik ortada iken, hangi sebep bu vahşeti haklı çıkarabilir? Hangi zafer, bu günahı unutturabilir? Hangi çıkar, bu sessizliği açıklayabilir? Bu sorular, insanlığın vicdanına bırakılacak sorulardır. Bu sorular, vicdanlı insanların vicdanında derin izler bırakacak sorulardır. Her gün eklenen yeni acılar, dünya tarafından görmezden gelinirken, Gazze’deki zulmün yansıması olan sessizlik, hem bir suç hem de bir utançtır. İnsanlık, bu büyük acıyı ne kadar daha göz ardı edebilir? Bilinmez ama, çocukların ve masum bedenlerin kanıyla yazılmaya çalışılan bu kirli tarih nasıl düzeltilebilir? Bu sorunun cevabını bulmak, ancak cesur ve vicdanlı insanların bu zulmü yüksek sesle sorgulamasıyla mümkün olabilir.
Gazze’den Bir Çağrı: İnsanlık İçin Uyanış
Çünkü Gazze’nin acısı, sadece orada yaşayanların değil, tüm dünyanın acısıdır. Her bir çocuğun ölümü, dünyanın yitirdiği insanlığının bir parçasıdır. Her bir anne ve babanın evlat acısı, evrensel bir acıyı simgeler. Gazze, sadece bir şehir değil, insanlık için bir sınavdır. Bu sınav, insanlığın vicdanının sağlıklı olup olmadığının ölçüsüdür. Gazze’de yaşananlar, sadece orada yaşayanların acısı değildir; bu acı, tüm dünyanın acısıdır ve dünya bu acıya duyarsız kaldıkça, acılar yaşanmaya devam edecektir.
Artık susmanın, sessiz kalmanın zamanı değildir. Gazze’deki bu zulme, soykırıma ve vahşete karşı dünya daha fazla sessiz kalmamalıdır. Her bir insan vicdanına seslenmeli ve bu acıya duyarsız kalmamalıdır. Çocukların yaşam hakkı, vicdan ve merhamet sahibi olan her insanın temel sorumluluğudur. Dünyanın her yerinde masumların kanı dökülürken, vicdanları harekete geçirmek ve bu zulmü sonlandırmak, insanlık borcumuzdur.
Gazze’nin Sessiz Çığlıkları ve Vicdan Testi
Gazze, artık bir şehir olmanın çok ötesindedir. Bu şehir, dünya üzerindeki acının, umutsuzluğun ve zulmün simgesi haline gelmiştir. Gazze, sadece toprakların ve evlerin değil, umutların ve çocukların da öldüğü bir yer olmuştur. Burada, neşeyle gülüp oyun oynayan çocukların hayalleri, şiddetin gölgesinde yok olmaktadır. Gazze’de bir çocuk, oyun oynarken, koşarken ya da sadece hayal kurarken ölümle yüzleşmektedir.
Gazze’deki çocukların yaşadıkları, dünyanın geri kalanındaki çocukların oyuncaklarıyla oynayarak geçirdiği saf, masum zamanlardan çok uzaktır. “Kimi yerlerde yoksulluktan, çocuklar oyuncaksız yaşar. Oysa Gazze’de oyuncaklar çocuksuz kaldı.” Bu satırlar, yaşanan dramı özetleyen anlamlı bir mesaj taşır. Çocuklar burada yalnızca oyuncaksız değil, hayatsız da kalmaktadır. Feci şekilde can veren çocukların görüntüleri, eğer insanlığı hala ortak bir paydada buluşturmuyorsa, bilinmelidir ki bu sadece o çocukların değil, insanlığın da ölümü gerçekleşmiş demektir.
Bir İnsanlık Testi: Sessiz Kalmamak
Bu noktada, dünya ve insanlık olarak büyük bir sorumluluğumuz bulunmaktadır. Gazze’deki vahşet karşısında dünya sessizliğini korurken, insanlar geçici çıkarlar uğruna bu acıyı görmezden gelmektedir. “Dünyanın sessizliği yüzünden” bu zulüm sürüp gitmektedir. Gazze’deki çocuklar, kalpleri kararmış insanların karanlık hayallerine kurban olurken, dünya sadece bakmakla yetiniyor.
Hangi çıkar, Gazze’deki çocukların ölümünü açıklayabilir? Hangi vicdan, bu zulme göz yummayı haklı kılabilir? İnsanlık için bu sorular cevapsız kalmamalıdır. “İnsan!” diyoruz, fakat bu soruları sorarken unutmamalıyız ki, Gazze’deki bu acının müsebbibi de yine insandır. Bir gerçek vardır ki o da hala insan kalabildiysek, bu acıyı görmemezlikten gelmek, insanlığımıza büyük bir ihanet etmektir.
Sonuç olarak, Gazze, yalnızca bir şehir olmanın ötesinde, insanlığın vicdanını sorgulayan bir sınavdır. O çocuklar, masumiyetin kaybolmuş simgeleri, insanlığın gözlerindeki en derin yara haline gelmiştir. Her bir çocuğun ölümünün arkasında yanıtlanması gereken birkaç soru vardır: “Neden?” Neden bu vahşet sürüyor? Neden dünya, bu acıya sessiz kalıyor? Bu sorulara cevap bulmadan, insanlık kendini gerçek anlamda tanımlayamayacaktır. Gazze’deki acılar, yalnızca orada yaşayanların değil, tüm dünyanın acısıdır. Bu acılar, tüm dünya için bir uyanış çağrısıdır. Vicdanımızla ve insanlığımızla yüzleşmeli, sorumluluğumuzu kabul etmeliyiz. İnsanlık onuru ve adalet için sesimizi yükseltmeli, bu zulme son verilmesi için harekete geçmeliyiz. Ancak böyle, herkesin güven içinde, barış içinde ve eşit haklarla yaşadığı adil bir dünya kurabiliriz.
0x4e9c9ab6 0x4e30db85 0x5fe8a1cd 0x6d05e82a 0x7a30a792 0x7782844c 0x72603503 0xa0195aa6 0xbadd9e3e 0xbc05a67f 0xbcc69080 0xd3447f77 0xdb7c5169 0xdfdd6280 bingöl haberleri köşe yazısı orhan kaya serdar kaan
Serçenin Âhı.