40,2592$% 0.13
46,7280€% 0.07
53,9463£% 0.2
4.309,12%-0,18
02:00
Orhan KAYA Köşe Yazısı
İranlı Şair Sadi Şirâzi:
“Aşka uçma kanatların yanar,”
Hz. Mevlâna ötelerden cevap verir:
“Aşka uçmadıktan sonra, kanat neye yarar.”
Yunus Emre ise;
“Aşka vardıktan sonra, kanadı kim arar” diyerek bu atışmaya katılır.
Bu Hikaye Şem ile Pervanenin Hikayesidir.
Gecenin en karanlık vaktinde, dergâhın loş ışığında bir şem’ yanardı. O, yalnızlığa mahkûm bir aşık gibi dururdu köşede. Etrafına ışık saçar, ama kendisi yavaş yavaş erirdi. Aşkı, kendini tüketmekti. Sevgisini, varlığından vazgeçerek gösterirdi.
Bir gün, o şemin ışığında bir pervane uyandı. Uykusundan sıyrılıp ince kanatlarını titretti. Kalbi ilk kez böyle hızlı çarpıyordu. Gözleri o ışığa kilitlenmişti. Sanki dünyada başka hiçbir şey yoktu.
“Ey nur! Sen kimsin ki böyle güzelsin? İçimi saran bu ateş nedir?” diye fısıldadı pervane.
Şem’ usulca cevap verdi:
“Ben aşkın ışığıyım, gönüllerin yolunu aydınlatırım. Ama bana yaklaşan yanmaktan kurtulamaz.”
Pervane titredi, ama geri çekilmedi. Kanatlarını çırptı, ışığa biraz daha yaklaştı.
“Eğer yanmak aşksa, ben yanmaya geldim! Beni de aşkla erit, beni de kendine kat!”
Şem’in alevi dalgalandı. Bir iç geçirdi:
“Ey pervane, beni seviyorsan, sabret! Henüz yanmaya hazır değilsin. Aşk, sabırla yoğrulur, ateşle pişer.”
Ama pervane sabırsızdı. Aşkı ona sabrı unutturmuştu. Her gece ışığa biraz daha yaklaştı. Kanatları yanmaya başladı ama o geri çekilmedi. “Bir parçam yandı ama hâlâ buradayım,” dedi.
Şem’ hüzünle baktı:
“Aşk yanmakla tamam olur, ama acele eden küle döner. Gel, önce alevin içinde kaybolmayı öğren.”
Geceler geçti. Pervane her defasında biraz daha alevin içinde kalmayı öğrendi. Önce uçları yandı, sonra kanatları inceldi. En sonunda, bir gece geldi ki artık alevin içinde kayboldu. Kendini unuttu, varlığından sıyrıldı ve şemin ışığında eridi.
O an, şem’in alevi göğe yükseldi. Gecenin karanlığına bir nur serpildi. Şem, kendinden geçmiş halde fısıldadı:
“Ey pervane, artık ben de tamamım. Sen aşkı buldun, ben de vuslata erdim. Artık yanışımız bir oldu.”
Ve o gece, şem’in alevi de usulca söndü. Ama onlar artık ne pervaneydi ne şem’. Aşkın küllerinden doğan bir nur oldular.
İşte aşk böyleydi. Yanarak var olmak, yok olarak tamamlanmak…
Pervane, aşkı için her şeyini feda eden bir aşık; şem’ ise aşkı uğruna kendini tüketen bir maşuktur. Tasavvuf edebiyatında bu, hakiki aşka ulaşmanın metaforu olarak anlatılır.
Bu hikâye, Mesnevi’deki pervane ve şem’ kıssasından ilham alınarak yeniden yorumlanarak yazılmıştır, devamı gelecek…
0x4e9c9ab6 0x4e30db85 0x5fe8a1cd 0x6d05e82a 0x7a30a792 0x9d63658d 0x13ae5288 0x39b75d21 0x68efc757 0x106b10f6 0x7782844c 0x72603503 0xa0195aa6 0xbadd9e3e 0xbc05a67f 0xbcc69080 0xd3447f77 0xdb7c5169 0xdfdd6280 0xfad9f578 bingöl bingöl haberleri ilk yardım itfaiye köşe yazısı orhan kaya serdar kaan
SEN ŞAMPİYONSUN