40,2592$% 0.13
46,7280€% 0.07
53,9463£% 0.2
4.309,12%-0,18
02:00
Serhat YILMAZ Köşe Yazısı
Vaktiyle Şemo Deresi’nden eşeğinin heybelerine yüklediği ayran ve süt bidonları ile mahallemize gelen bir kız çocuğu vardı. Şehrin karşı yakasında, orman arazileri üzerine kurulmuş apartmanlardan oluşmuş yeni bir mahalle olan Düzağaç Mahallesi’nde otururduk. Apartman dairelerinde oturan bizler, zengin olarak görülür, şehrin öte tarafında müstakil evlerinde oturan çocuklar tarafından ‘püskevit çocuğu’ olarak adlandırılırdık. Halbuki püskevit kelimesine de, püskevitin kendisine de Bahçeli kadar yabancı, Bahçeli kadar uzaktık. Ayrancı kız gelir apartmanların kapısında ayran ve süt dolu bidonlarını indirir, satışa başlardı. Eşeği de biz çocuklara bırakırdı, sırasıyla bisiklet misali birer tur atmamız için. Bizde çocuk aklımızla minnet altında kalmamak, bize yapılan iyiliği karşılıksız bırakmamak için ayrancı kızın geldiğini, “ayrancı geldi, ayrancı” diye tüm mahalleye duyurur, evlerinde ayrancı kızın geldiğinden bihaber günlük işlerini yapan mahalleliyi uyarırdık. Bir defasında eşeğe binip dört nala koşturmuş, hava atmak için de aşağı mahalleye, Selim Atala Camiisi’ne doğru fırın, kahve ve marketlerin olduğu yere doğru sürmüştüm. Kalabalık ya hani, eşeği korkusuzca nasıl dört nala sürdüğümü, nasıl bir süvari olduğumu herkes bi görsün, kendine bi çekidüzen versin istemiştim. O esnada unutulmuş, yalnızlığına terkedilmiş, eski heybetli günlerinden eser kalmamış, zamanı namaz vakitlerine ayarlı bir kesim de ağır ağır camiye doğru yönelmişti.Öğle namazı vakti gelmiş, imam ezan okumak için mikrofonu alıp önce “öhö öhö” diye ses kontrolü yapmış, koca bir mahalle ezanı dinlemek için ölüm sessizliğine bürünmüştü, ardından da “Allah-u Ekber, Allah-u Ekber” diye tiz bir ses ile ezan okunmaya başlanmıştı. Her ne oldu ise o an olmuş, eşeğim sağa sola şaşkın gözlerle bakınmış, kulaklarını dikleştirmiş ve birden yerçekimini bulmuşçasına kıyama kalkıp hamamdan fırlamış, çırtık (çifte) atmaya başlamıştı. Ben ne olduğunu dahi anlayamamış, sıkı bir şekilde çıldıran eşeğin yularına tutunmuş, kendimi vahşi at ya da boğaların sırtına binip düşmemek için süreyi uzatmaya çalışan adrenalin manyağı İspanyol ve Amerikalı ilginç sporcular gibi görmüştüm.Tabii eşeğin anlamsız hareketleri, çifteleri, kendini sağa sola savurması derken, daha fazla dayanamamış kendimi Hezârfen Ahmed Çelebi gibi gökyüzüne doğru süzülürken bulmuştum. Gözlerimi açtığımda mahalleden bir arkadaşın eşeği tutup kulağına ardarda tokatlar attığını, ‘yaptığını beğendin’ mi dercesine beni işaret ettiğini görmüştüm. “Düşmez kalkmaz bir Allah” diyerek, acımı da içime gömerek, yara bere içerisinde eşeğin yularına tutunup ezanın kalan bölümünü dinleye dinleye, yukarı mahalleye, eşeğin sahibesine doğru yol almıştım.Nefsine yenilip benlik iddiasında bulunan bir kurdu, çöl ortasında bağlı bulunan Musa’nın (Hz.Musa) eşeği ile terbiye edip yola getiren Allah, gösteriş peşine düşüp benlik iddiasında bulunan beni de köyünden yola düşüp gelen ayrancı bir kızın eşeğinin çiftelerine terbiye ettirip yola getirmişti haliyle. Sonrasında ise hiçbir eşeğe zulüm, hiçbir inanca hürmetsizlik etmemeye çalıştım kendimce, ancak çok “eşek” tarafından dışlandım, hedef gösterildim, tepildim; hiçbiri dört ayaklı değildi, biline.Yazıyı bitirip yayına hazır hale getirmeden önce sosyal medyaya bir göz gezdirip reel hayata bir döneyim dedim. Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyum atandığı haberleriyle ‘titreyip kendime geldim’.Sözün hükmünü yitirdiği, İyi ve kötü kavramlarının birbirine girdiği siyaset de denen bu necaset ortamına ne denir, ne söylenir bilemiyorum.“Kurtlukta düşeni yemek kanundur” diyen Kemal Tahir’den, ‘Kürtlükte düşeni yemek kanundur’a varan günümüz Türkiye’sine…Eşek çiftesinden siyasetin çiftesine…‘Ben sizin yalan ve dolanlarınızla baş edemedim’ diyen Seyit’ten, ‘Euzu billahi mine’ş-şeytani ve’s-siyaseti’ diyen Said’e…Kurdu, kurt nefisliyi, kurtluğa meyil gösterini çifte ile düşürebilir, terbiye edebilir, yola getirebiliriz belki ancak Kürdü düşerek, düşürerek, kurdun, eşeğin önüne sürerek yola getiremeyeceğimiz yeterince aşikar oldu bence. Yeni bir yol mu denesek…
Devlet Bahçeli’nin ‘Kürt Sorunu’nun Çözümüne dair çıkışı ve ‘Barış’a dair…