40,2592$% 0.13
46,7280€% 0.07
53,9463£% 0.2
4.309,12%-0,18
02:00
29 Mart 2025 Cumartesi
Musa APUHAN Köşe Yazısı
Yaşamak istediğim dünya için bayram dilek ve duam şu olacaktır;Çıkarın, benciliğin ve ayrı gayrının konuşulmadığı ve düşünülmediği, herkesin herkesi karşılıksız ve içten gelerek sorduğu, sardığı ve sevdiği günün adı olsun bayramlar…Uzaklardaki sevdiğinin hasretini uzaklardan gelen başka birine sarılarak gidermenin…Her gülen yüzde kendi sevdiklerinin yüzünü görme gününün adı olsun bayramlar…
Yeryüzünde, coğrafyamızda, ülkemizde, yakın çevremizde insanlık adına ürkütücü, korkutucu, insaf dışı muamelelere maruz kalan, savaşların ortasında kalmaya mecbur, ölüme mahkum edilen kardeşlerimiz var. Bu kardeşlerimizin bu bayram ve bundan sonraki bayramlarda evlerinde, memleketlerinde huzur için de yaşaması için bu bayramı vesile kılarak, (katil batıyı cinayet ortaklarını lanetliyorum), bizden olan ama bizi öldürenlerin safında yer alan, şaşırmış, yolunu kaybetmiş kardeşlerimizin hidayetine, insafına, ıslahına vesile olmasını diliyorum ve bu bayram inananların kardeşliği ve dayanışma bayramı olsun.Bayramlarınız sizi dileklerinize, dileklerinizi de sizlere ulaştırsın.
Bir kez daha vefatını kendiniz için büyük kayıp olarak gördüğünüz, sevdiklerinize, yakınlarınıza Allah’tan rahmet hasta olanlara şifa diliyorumAramızda olmadığı ilk bayram. Yokluğu yüreğimde büyük yara olan babam Hacı Veysi Apuhan’a Allah’tan rahmet diliyorum. Cümle inananların, mazlumların bayramını bir kez daha tebrik ediyorum.
Selam ve dua ile…
0x4e9c9ab6 0x4e30db85 0x5fe8a1cd 0x6d05e82a 0x7a30a792 0x9d63658d 0x13ae5288 0x39b75d21 0x68efc757 0x106b10f6 0x7782844c 0x72603503 0xa0195aa6 0xbadd9e3e 0xbc05a67f 0xbcc69080 0xbd81bade 0xd3447f77 0xdb7c5169 0xdfdd6280 0xfad9f578 bingöl bingöl haberleri ilk yardım itfaiye köşe yazısı orhan kaya serdar kaan
Musa APUHAN Köşe Yazısı
Bingöl’de baharın gelişi ile birlikte insanları kapalı mekanlarda tutmak oldukça güçleşiyor. Buna bir de mübarek Ramazan ayı eklenince haliyle insanlar vakti değerlendirmenin, akşama iftarda ne yiyeceğinin hesabını yaparak kadınlı erkekli, çoluklu çocuklu günün belli vakitlerinde sokaklara, caddelere doluşuyor.
Belli bir yaşın üstündekiler ise alışkanlıktan olsa gerek kendilerini yine kahvehanelerin önüne atıyorlar. Kimi kahvehanenin önünde otururken kafasını ağacın gölgesine, kimi de kıştan kurtulmanın sevinciyle sırtını güneşe doğru veriyor. Ramazan ay’ı olması hasebiyle insanlar genelde kendilerince hoş ve güzel şeyleri konuşmayı isterler. Bingöl’de yine böyle bir günde müdavimler kahvehanenin önünde otururlarken dini bilgisi de olan bir beyefendi etrafındakilere vaaz’u nasihatte bulunuyor. Diyor ki; “İslam dini o kadar yüce bir dindir ki, yaptığınız bir kötülüğün karşılığında bir ceza, yaptığınız her iyiliğin karşısında ise 1’e 10 ve katları sevap kazanırsınız.”Belli ki bunun aslında ne anlama geldiğini tam anlamayan vatandaşın biri şunu soruyor; ben gidip birinden bir ekmek çalarsam bir günah mı kazanırım? Karşısındaki ‘’evet’’ diyor.
Peki ben bir ihtiyaç sahibine bir ekmek verirsem 10 sevap mı kazanırım? Karşısındaki ‘’evet’’ diyor. O zaman ‘’ben böyle yapayım’’ diyor. Karşısındaki hem üzülüyor hem de tebessüm ederek, sen beni yanlış anladın. Bak ben senin anlayacağım dilden konuşayım. İhtiyacı ve hakkı olan birinin hakkını çalmanız gasp etmeniz size bir günah yazdırdığı gibi, sizin onu başka bir ihtiyaç sahibine vermeniz size hiçbir şey kazandırmıyor.Sizin bu yanlış davranışınızın sonucunda biri karnını doyurmuş başka biri de mağdur olmuş olur. Size bu işin sadece zahmeti ve günahı kalır. Burası Bingöl, burada her konuşmanın sonu mutlaka gelir siyasete ve idareye dayanır.
Konuşmacı da konu daha doğru anlaşılsın diye veya herkesin anladığı dilde ifade etmeye başlıyor.Mesela bizim Bingöl’de de siyasi erkler ve idareciler bir garibanın ekmeğini çalıp veya gasp bir günah kazanma ve onu bir ihtiyaç sahibine verip 10 sevap ve katlarını kazanma hesabı içindedirler. Ancak bu hesap böyle değil.
Peki ‘’nasıl’’ diye soruyorlar? Diyor ki, bazı kurnazlar siyasi istikbali veya idareciler koltuk sevdası için bazen yetkisini kötü veya hafif tabiriyle yanlış kullanıyor. 10 kişinin hakkını götürüp bir kişiye veriyor ve yarın siyasette veya idarede olmak istediklerinde o bir kişinin desteğini istiyorlar. Ancak bilmiyorlar ki 10 kişiden alıp bir kişiye vermek ona bir kişi kazandırıyorsa (ki kazandırmıyor) karşılığında ise 10 kişiyi kaybettiriyor. Bingöl’de bu haksızlıklar siyasi erklerin eliyle maalesef çokça yapılmaktadır.
Başkasının hakkına girme alışkanlığı, bir sevaba on günah kazanma. Bunun bugüne kadar hiç kimseye kazandırmadığının şahitleri olduk. Buradan Bingöllü siyasetçileri ve idarecileri uyarıyorum. Diyorum ki siz birinin gönlünü etmek için hem bu dünyada hem öbür dünyada kendinizi ateşe atmayın, kendinizi ve ailenizi cehennem ateşinde yakmayın. Emin olun sizin o mutlu ettiğiniz bir kişi yarın sizin tekrar yanınızda olmaz. Çünkü siz onun da günahına girdiniz, siz onun da hakkı olmayan bir şeyi ona verdiyseniz hem ona büyük bir eziyet ettiniz hem de kendinize büyük bir günah hazırladınız. Elinizdeki bir imkanı 10 kişi arasında adil bir şekilde kimin hakkı ise vermek yerine ‘’bendendir bunun olsun’’ düşüncesinde iseniz sizin şu garibanın ekmeğini çalan insandan hiçbir farkınız yoktur. Size bir günah ve 10 sevap yazılacağını düşünüyorsanız yanılıyorsunuz.Tam tersine hakkı olmayan imkan verdiğiniz insan sadece kendi ailesinin geçimini sağlamış olur. Hakkı gasp edilen 10 tane insanın bedduasını almış olursunuz.
Size bu işin sadece günahı kalmış olur. Sizi uyarıyorum ve Allah’tan korkun diyorum. Allah’tan korkun. Mübarek Ramazan ayı içerisindeyiz. Bir sevap kazanmak istiyorsanız gidin başka bir yerde daha doğru bir yolla bu işi yapmaya çalışın, bir ekmeği olanın o ekmeğinde çalıp başka birine vererek sevap kazanma arzusu içinde olmayın.Allah sizleri de bizleri de ıslah etsin, hepimizi bu mübarek Ramazan ay’ının hatırına versin ve sizi Bingöllülerin gönlünde lanetlenenlerden eylemesin. Başkasının rahatı için vebali ağır olan bu yanlış eylemlerden vazgeçin, haksızlık yapmaktan Allah’a sığının.
Merhamet ettiğinizi zannederken aslında acınacak hale düşüyorsunuz.Bunu yapmayın.
0x4e9c9ab6 0x4e30db85 0x5fe8a1cd 0x6d05e82a 0x7a30a792 0x9d63658d 0x13ae5288 0x39b75d21 0x68efc757 0x106b10f6 0x7782844c 0x72603503 0xa0195aa6 0xbadd9e3e 0xbc05a67f 0xbcc69080 0xbd81bade 0xd3447f77 0xdb7c5169 0xdfdd6280 0xfad9f578 bingöl bingöl haberleri ilk yardım itfaiye köşe yazısı orhan kaya serdar kaan
Musa APUHAN Köşe Yazısı
8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’dür.
8 Mart, emeği çalınan onuru zedelenen hak ettiği değeri göremeyen kadının bir çığlığıdır. Ve bu gün gelinen noktada; 8 Mart, bütün dünya kadınlarının çığlığıdır.
8 Mart, Öldürülmüş, tacize uğramış, İtilmiş, örselenmiş, şiddet görmüş tecavüze uğramış ve bundan dolayı tekrar kendisi cezalandırılmış, üzerinden hesap yapılan narin ve zarif yapısı düşünülmeden onuru zedelenen ancak; yeter bende en az senin kadar insanım diyen kadınların çığlığıdır.8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, kadınların erkeklerce gasp edilen haklarını hatırlattıkları günün adıdır8 Mart, Toplumda hak ettiği saygıyı görmeyi, maddi tarafı kadar manevi tarafının da bilinmesini ruhen daha hassas olduklarını bedenen olmasa da akıl ve becerileriyle en az erkekler kadar yetenekli olduklarını ve bu özelikleriyle de sosyal hayatın içinde olmaları gerektiğini toplumun dizaynında ve geleceğin tasarlanmasında olmazsa olmaz birer mimar olduklarını birine muhtaçlık değil karşılıklı paylaşım ve dayanışma içinde olmaları gerektiğini savunan haklı bir grubun çığlığıdır.8 Mart, Kadınlar ayaklarının altında cenneti veren, var oluştaki kadar birilerinden aşağı ve yukarı olmadıklarını ve bunu haykırdıkları fıtrata dönüş operasyonun adıdır.8 Mart, Bütün mağduriyetlerinin ve ezilmişliklerinin hakkını sadece mahşerde değil, bu dünyada da bu haklarını almak istediklerini bunun için adaleti aradıkları günü adıdır.Kadın denilince özgürlüklerin merkezi demokrasinin beşiği insan haklarının savunucusu ABD değil ANADOLU akla gelir.
ANADOLU denilice yürekliliğiyle sadakatiyle,vefasıyla ANADOLU kadını akla gelir.
ANADOLU’da kadın olmak;
-Aileyi bir arada tutan çimento demektir
-Önde dik yürüyen adamın sırtını dayadığı çocuklarını emanet ettiği namusunu teslim ettiği dayanak,güven demektir
-Aile ve toplumdaki dengeyi sağlayan terazi demektir.
-İyi günde eşinin yardımcısı kötü günde çileleri,acıları,sıkıntıları omuzlayan baş aktör demektir.
-Ailede mesai saati olmayan bütün ailenin bekçiliğini yapan tek kişi demektir. Burada son sözlerimi hanım kardeşlerime söylemek istiyorum yani bir kez daha onlardan fedakarlık istiyorum. Asık surat donatılmış bir sofranın boş olduğu bir tebessümün ise bir kase çorbanın tarifsiz bir lezzet olduğunu unutmayın. Birde ANADOLU’da bizler üç şeyde asalet ararız at,avrat ve evlat ta Bir ömür boyu evinizin düğün evi kalması ümidiyle bu değerli gününüzü tekrar kutluyorum.
0x4e9c9ab6 0x4e30db85 0x5fe8a1cd 0x6d05e82a 0x7a30a792 0x9d63658d 0x13ae5288 0x39b75d21 0x68efc757 0x106b10f6 0x7782844c 0x72603503 0xa0195aa6 0xbadd9e3e 0xbc05a67f 0xbcc69080 0xbd81bade 0xd3447f77 0xdb7c5169 0xdfdd6280 0xfad9f578 bingöl bingöl haberleri ilk yardım itfaiye köşe yazısı orhan kaya serdar kaan
Musa APUHAN Köşe Yazısı
Zengin tokken servetini Açken midesini düşünür. İftar sofralarında parmaklarını yalarken fotoğraf paylaşan zenginleri görürsünüz, Zengin sofralarına bakıp dudaklarını yalayan fakirleri…
Ramazan iki araya bir dereye sıkışmış durumdaBir sonra ki seneye ‘’gelsem mi gelmesem mi’’ diye düşünüyordur. Ama bir umut, belki insanlar değişir diye her sene o heyecan ve umutla 10 gün erken geliyor.
Genel kural; muhtevasını kaybeden her şey battaldır.
Meczup Rıza’ya sormuşlar Demişler ki oruç geliyor ne yapacaksın?
‘’Geldiği gibi onu yerim’’ demiş. Biz tutacağız ki (yakalayacağız) onlar yiyebilsinler. Meczubun yiyemediği, Fakirin doyamadığı bir orucu tutmuşsan ne olur tutmamışsan ne? Genel kural; Çaya şeker yerine tuz atarsan muhtevasını kaybeder. Ramazanın muhtevasına geri dönmemiz için halen geç değil Allah kabul etsin.
Musa APUHAN Köşe Yazısı
Kuralları kendi içinde olan bir oyundur siyaset…
Siyasetçilerimize bir ipucu; siz siyasette kazanmak istiyorsanız seçmene muktedir olduğunuzu mutlaka hissettirin.
Seçmene kendinizi hissettirmenin en güzel ve kolay yolu, gündemin içinde olmak, beklentilere yanıt olabilecek söylemlerde bulunmak, kişilerin değil, kitlenin algısını yönlendirmektir. Çoğunluğun desteği varsa sizde var olacaksınız, siyaset yüzdeler üzerinden yapılır. Siyasetçinin en antipatik olanı, halkla iletişimi kopuk olanıdır, iletişim kitleyi harekete geçirir ve domine eder.Eğer bir siyasetçi halka, “ben sizin ne demek istediğinizi çok iyi anlıyorum, beklentilerinizi hatta günlük ihtiyaçlarınızı çok iyi biliyorum.” diyorsa o halkın gözünde sempatiktir.Süreç içinde yapacağı yanlışların, yerine getirmediği sözlerin tolere edileceğini bilir. Çünkü işin en başında sorunları çözmede yetkin olduğunu insanlara ifade etmiş ve insanlarda bu doğrultuda adımların atıldığını görmüşse, ilişki oturmuş demektir. Bazen bazıları ile dünya görüşünüz ayrı olabilir, onlara gitmemek, onlara sırt dönmek yerine onlara gitmek gerekir, çünkü ideolojik ayırımlar olsa bile unutmayalım ki sandığa gidilirken en çok kendi geleceğimizi ve istikbalimizi düşünüyoruz. Bu sebeple günlük sorunları bilen, sürekli siyasetiyle halkın içinde olan kişi halk tarafından sevilen ve vazgeçilmeyen insan olacaktır. Siyasete ticaret mantığı ile bakan siyasetçiler artık şunu görsünler; sağlam bir ilişki, tek taraflı yürümez. Siz sürekli Cuma, bayram ve diğer özel günler için mesaj yayınlamak, bilboardlara resim asmak, lüks arabanız ile ana caddelerden geçip halka el sallamakla iyi bir siyasetçi olamazsınız.Siz böyle yapmakla halkın düşüncesini değiştirebileceğinizi sanıyorsanız, yanılıyorsunuz! Burada bir şeyin altını çizerek ifade etmek istiyorum;Halk sizi tanıyabilir, bu halkta bir karşılığınızın olduğu anlamına gelmiyor. Biraz siyaset biliyorsanız şunu da öğrenmiş olmanız gerekirdi; halk sizi tanıyor diye sizi sevmez ve itibar etmez.Geçmişe göre işin rengi çok değişti. Halk artık şunu söylüyor ve soruyor;“Sen beni ne kadar tanıyorsun?” O zaman artık reklamla, halkı ayağına çağırarak değil, ancak halkın ve gençlerin içinde olarak, halka dokunarak, gençlerin beklentilerini anlamak için gözlerinin içine bakarak başarı elde edebilirsiniz…Tabiri caiz ise manavdan meyve seçer gibi…
Güçlü siyaset, seçmen odaklı anlayışın neticesinde olur.
Ak Parti Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dan ve Sayın Cevdet Yılmaz’dan bu kongrede beklentiler şunlardır.Genelde AK Partinin, özelde Bingöl AK Parti teşkilatının girdiği ve gireceği oluşum ve dönüşüm sürecinde atacağı her adımda bireyin, ilin, ülkenin ve bölgenin hassasiyetlerini göz önünde bulundurması gerekir.AK Parti kurulduğu günden itibaren Ülkenin tamamında ve Bingöl’de Halkın değil, kişilerin talepleri doğrultusunda yönetimlerin oluşturulduğunu bu halk gördü. Yönetimlerin oluşturulmasında, aday belirlemelerinde, halkın talepleri karşılanmayınca belirleyicilerin değil belirlenenlerin değiştirilip yerine defalarca belirlemelerde ve atamalarda hata yapanların tekrar belirleyici olmaları, halkın aklıyla alay etmekten öte bir şey olmadığını da bu halk gördü. Yapılan bu yanlışların her defasında sandığa nasıl yansıdığını hepimiz gördük.
İşte yukarıda yapılan tespitlerde şunu çok iyi gördük ki; halk artık sizi çok iyi tanıyor. Ama şunu da gördük ki siz bu halkı iyi tanıyamamışsınız…Atalarımızın da dediği gibi “dore miru, heve hirına’’Bu halk bu defa kendisini tanıyan ve önceleyen siyasetçilere, özelikle de siyasette belirleyicilere değer verecektir.Kongre sürecinin sıkıntısız geçmesini temenni ediyorum.
0x4e9c9ab6 0x4e30db85 0x5fe8a1cd 0x6d05e82a 0x7a30a792 0x9d63658d 0x13ae5288 0x39b75d21 0x68efc757 0x106b10f6 0x7782844c 0x72603503 0xa0195aa6 0xbadd9e3e 0xbc05a67f 0xbcc69080 0xbd81bade 0xd3447f77 0xdb7c5169 0xdfdd6280 0xfad9f578 bingöl bingöl haberleri ilk yardım itfaiye köşe yazısı orhan kaya serdar kaan