Kendin Olma Cesareti
Orhan Kaya Köşe Yazısı
Kendin olmak, çoğu zaman alkışlardan çok sessizlikle, hatta dışlanmayla karşılanır. Çünkü toplum, kolayca sıyrılıp farkını gösterebilenlere kapı aralar; ama sıyrılmak isteyenlerin cesaretini kırar, onları engeller. Cesaretimizi kırdıkları için çoğumuz kendi maskelerimizin ardında kalırız; o maskeler, aslında dışlanma korkusuyla örülmüş duvarlardır.
Gerçekten de, yalnızca cesur, inatçı ve kendi potansiyelinin farkında olanlar; tüm acılara, küçümsemelere ve dışlanmalara rağmen yoluna devam eder. Onlar sıyrılır, parıldar ve sonunda toplumun saygısını, hatta hayranlığını kazanır. Ama bu yol herkes için kolay değildir. Çünkü toplum, uyum sağlayanı sever, farklı olanı ise ya ötekileştirir ya görmezden gelir.
İşte bu yüzden, kendin olmak sadece bir tercih değil, aynı zamanda bir meydan okumadır. Kendini bilmek, ne istediğini cesurca savunmak, hayır demeyi göze almak; hepsi büyük bir direniştir. İçimizdeki huzursuzluk, bu direnişin habercisidir. Çünkü sahte bir hayatın içinde gerçek mutluluk barınamaz.
Kendin olmak, bazen yalnızlıktır; ama aynı zamanda özgürlüğün ve gerçek varoluşun kapısını aralamaktır. Çünkü senin gerçek ışığın, dış dünyadan onay bekleyen bir gölge değil; kendi ateşini yakan, kendi yolunu çizen bir alevdir.
Ve o alev, sadece cesaret edenlerin yüreğinde parlar.