Kazandığınız Bu Topraklara Ne Verdiniz?
Serdar KAAN Köşe Yazısı
Bingöl’ün üzerine çöreklenmiş dev şirketler, yıllardır bu topraklardan milyarlar kazanıyor. HES’ler, GES’ler, maden ocakları ve özellikle Sütaş gibi dev markalar, “istihdam sağlıyoruz” bahanesinin arkasına saklanarak şehre hiçbir katkı sunmadan yollarına devam ediyor. Bu memleketin suyundan içiyorlar, toprağını kazıyorlar, havasını soluyorlar… Peki geriye ne bırakıyorlar? Bir okul mu yaptılar? Bir spor salonu mu inşa ettiler? Gençliğe, eğitime, kültüre bir tek sponsorluk katkısı mı sağladılar? Hayır! Aksine bu firmalar, Bingöl’ün sırtında yıllardır bir kambur gibi duruyor. Büyük kazançlar elde ediyor, fakat bir çiviyi dahi bu toprağa çakmıyorlar ve çok görüyorlar.
Sormak gerekiyor: Bu ili yönetenler, acaba bu firmaların kapısını çalmaya utanıyor mu? Yoksa cesaret mi edemiyorlar? Depremlerde yıkılan okullar hâlâ yerinde yok. 6 Şubat’tan bu yana, çöken eğitim altyapısı yeniden ayağa kalkmayı bekliyor. Devletin kasası ortada. Ekonominin çöktüğünü herkes biliyor. Hükümet her ne kadar “güçlü ekonomi” algısı yaratmaya çalışsa da halk gerçekleri görüyor. Kasa boş.
Yeni okul yapılacaksa, artık iş insanlarının omzuna sorumluluk düşüyor. Bingöl’de birkaç iş insanı üç beş okul yaptırma sözü verdi ama bu koca sıkıntının sadece çeyreği bile karşılanamıyor.
Bingölspor, 3. Lig’e yükseldi. Bu şehir için büyük bir gurur. Ancak ne yazık ki şimdi transfer yapabilmek, takımı ayakta tutmak ve belki de bir üst lige çıkabilmek için her yerde kaynak aranıyor. Ama ne hikmetse, Türkiye’nin dev firmalarından biri olan Sütaş, bu şehrin sporuna destek olmak yerine adeta ölü taklidi yapıyor. Her yıl Bursaspor’a yüzbinlerce liralık destek veren Sütaş, kurulduğu günden bu yana Bingölspor’a tek bir forma reklamı bile vermedi. Yazık!
Elbette Bursaspor'a yapılan desteği takdir ediyoruz fakat bu topraklara olan sorumluluklarını da kendilerine hatırlatmak zorundayız.
Bu sadece Sütaş’la da sınırlı değil. Bingöl’de faaliyet gösteren tüm büyük firmalar; enerji, maden ve diğer sektördeki yatırımcılar, bu şehir için taş üstüne taş koymuş değiller.
Bu şehir artık sadece sömürülmek istemiyor. Milyonlar kazanan bu firmalar; bedava su, ucuz işçilik, neredeyse sıfır maliyetli araziler sayesinde kazandıkça kazanıyor. Allah daha da versin gözümüz yok ama bu halkın gençleri eğitimden uzak, spordan uzak, umuttan uzak büyüyor. Bu firmaların her biri bir değil, üç-beş okul rahatlıkla yaptırabilir. Spor kulüplerine sponsor olabilir. Kültür-sanat projelerine katkıda bulunabilir. Ama bunun için önce, bu ilin siyasetçileri, yöneticileri cesur olmalı ve bu firmaların kapısını çalmalıdır. Ve şundan emin olun: Bu kapılar çalınırsa, geri çevrilmeyecektir. Yeter ki biri gerçekten bu halkın hakkını aramaya niyet etsin!
Bingöl yıllardır fedakârlık yapıyor. Bu şehir çok şey verdi, ama karşılığında hiçbir şey almadı. Artık yeter! Bingöl halkı bu umursamazlığı hak etmiyor. Bu firmaların kazandıkları yerden vermeyi öğrenmeleri gerek. Bu insanlara cahil ya da aptal muamelesi yapmaktan vazgeçin. İstihdam yaratıyoruz, şehri kalkındırıyoruz naraları atmaktan vazgeçin. Bugüne kadar sizlere hep inanıyor görüntüsü verdik. Sizler burada kazanç sağlamamış olsaydınız asla gelmezdiniz. Geldiniz, iyi ettiniz ve hoş geldiniz, eyvallah! Artık misafir değilsiniz. Bu şehrin unsurları oldunuz. Bu şehrin sahiplerinden daha fazla topraklara sahip oldunuz hem de bedava. Bundan sonra size düşeni yapma zamanı geldi, çoktan geçti bile.
Saygılarımla.