Suriye'den İsrail'e 'Güvenmiyoruz' Resti!

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, İsrail'in 18 Ağustos'ta bir hava üssüne düzenlediği saldırının ardından iki ülke arasındaki temasların kesildiğini ve İsrail'e güvenmediklerini açıkladı. Bu gelişme, bölgede yeni bir diplomatik krizi tetikledi.

Haberi sesli dinle

Suriye'den İsrail'e 'Güvenmiyoruz' Resti!

Haberi sesli dinle

Yapay Zeka ile Seslendirilmiştir

Suriye'den İsrail'e 'Güvenmiyoruz' Resti!

Hazır. Dinlemeye başlamak için oynata basın.

00:00 00:00 00:00
7 dk okuma 5 görüntülenme
Suriye'den İsrail'e 'Güvenmiyoruz' Resti!

Son dönemde İsrail ile Suriye arasında normalleşme sinyalleri verilirken, beklenmedik bir hava saldırısı bölgede tansiyonu yeniden yükseltti. Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, İsrail'in 18 Ağustos'ta Suriye topraklarındaki askeri bir hava üssüne düzenlediği saldırının ardından iki ülke arasındaki tüm temasların kesildiğini duyurdu. Şeybani'nin "Şu anda İsrail'e güvenmiyoruz" sözleri, diplomasi kulislerinde yankı uyandırdı.

Saldırı, Suriye'nin orta kesimlerinde bulunan stratejik bir hava üssünü hedef aldı. Yerel kaynaklar, saldırıda can kaybı ve maddi hasar meydana geldiğini bildirdi. İsrail tarafı ise saldırıya ilişkin resmi bir açıklama yapmadı. Ancak İsrail ordusunun, İran destekli grupların Suriye'deki varlığına yönelik operasyonlarını sürdürdüğü biliniyor. Bu saldırı, yeni yönetimin İsrail ile kurmaya çalıştığı temkinli diyaloğu da derinden sarstı.

Suriye Dışişleri Bakanı'ndan Sert Açıklama

Şeybani, saldırının ardından yaptığı yazılı açıklamada, İsrail'in güven vermediğini ve bu nedenle tüm temasların askıya alındığını belirtti. Açıklamada, "Bu saldırı, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir. Suriye'nin egemenliğine yönelik bu tür eylemler kabul edilemez. Şu anda İsrail'e güvenmiyoruz ve bu güven kaybı, ilişkilerin yeniden tesisini imkansız kılıyor" ifadelerine yer verildi.

Saldırının Ardından Temaslar Kesildi

Şeybani, İsrail ile doğrudan veya dolaylı tüm görüşme kanallarının kapatıldığını vurguladı. Özellikle son aylarda iki ülke arasında, ABD ve Rusya'nın arabuluculuğunda dolaylı görüşmeler yapıldığına dair haberler gündeme gelmişti. Bu görüşmelerin çökmesi, bölgesel diplomaside önemli bir gerileme olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, saldırının yalnızca askeri bir eylem değil, aynı zamanda yeni Suriye yönetimine yönelik siyasi bir mesaj olduğunu düşünüyor.

Suriye hükümeti, saldırının ardından BM Güvenlik Konseyi'ne şikayette bulunma kararı aldı. Şam yönetimi, uluslararası toplumun İsrail'in saldırganlığına karşı caydırıcı önlemler almasını talep ediyor. Ancak İsrail'in, kendi güvenlik çıkarları çerçevesinde Suriye'deki hedeflere yönelik operasyonlarını sürdüreceği tahmin ediliyor.

Şeybani'nin Mesajları

Şeybani, açıklamasının devamında şu mesajı verdi:

"Suriye, barıştan yana bir ülkedir; ancak hiçbir saldırıyı karşılıksız bırakmayacaktır. Kendi topraklarını savunma hakkını saklı tutarız. İsrail'e güvenmiyoruz, çünkü bu saldırı, verdiği tüm sözlerin aksine düşmanca tutumunun devam ettiğini gösteriyor."

Bu sözler, Suriye yönetiminin bundan sonra daha sert bir tutum izleyebileceğine işaret ediyor. Şeybani ayrıca, uluslararası toplumu İsrail'i durdurmaya çağırdı ve "Bu saldırılar sadece Suriye'yi değil, bölgesel barışı da tehdit ediyor" dedi.

Diplomatik kaynaklar, Şeybani'nin açıklamalarının, yeni Suriye hükümetinin Batılı ülkelerle yürüttüğü normalleşme sürecini doğrudan etkileyebileceğini belirtiyor. Özellikle ABD ve Avrupa Birliği'nin Suriye'ye yönelik yaptırımları hafifletme planları, bu gelişmeyle birlikte yeniden masaya yatırılabilir.

Bölgesel Gerilim ve Uluslararası Tepkiler

Saldırı, bölgesel dengeleri yeniden şekillendirecek bir krize dönüşme potansiyeli taşıyor. İran'ın Suriye'deki askeri varlığı, İsrail'in en büyük güvenlik endişesi olmaya devam ediyor. İsrail, yıllardır İran'a ait olduğunu iddia ettiği hedefleri Suriye'de vuruyor. Bu kez hedefin, yeni yönetimin kullandığı bir hava üssü olması, Şam ile Tahran arasındaki ilişkileri de yakından ilgilendiriyor.

İsrail'in Güvenlik Endişeleri

İsrail, Suriye'nin güneyindeki Golan Tepeleri'nden gelebilecek tehditlere karşı hassasiyetini sürdürüyor. 1974 yılında imzalanan Ateşkes Anlaşması'na rağmen, İsrail sık sık Suriye içindeki hedeflere saldırılar düzenliyor. Özellikle Suriye'de yeni bir yönetimin işbaşına gelmesi, İsrail'in bu konudaki kaygılarını artırmış durumda. İsrail ordusu, Suriye'de İsrail Savunma Kuvvetleri'nin güvenlik bölgesi olarak nitelendirdiği tampon alanda da kontrolünü güçlendirdi.

İsrailli yetkililer, Suriye'deki yeni yönetimin İran'a yakınlaşmasından ve radikal grupların etkisi altına girmesinden endişe ediyor. Bu nedenle, askeri operasyonların devam edeceği mesajı veriliyor. Öte yandan, İsrail'in bu saldırılarının, uluslararası hukuk açısından meşruiyet tartışmalarına yol açtığı biliniyor. Birleşmiş Milletler, sivillerin ve altyapının korunması çağrısında bulunuyor.

Uluslararası Toplumun Tutumu

Saldırı sonrası uluslararası toplumun ilk tepkileri temkinli oldu. ABD, İsrail'in kendini savunma hakkını desteklediğini yinelerken, Rusya ise saldırıyı kınadı ve tansiyonun düşürülmesi çağrısında bulundu. Türkiye ise Suriye'nin toprak bütünlüğüne vurgu yaparak, saldırıların bölgesel istikrarı bozduğunu açıkladı. Arap Birliği, toplu bir tepki kararı alabilmek için acil toplantı çağrısı yaptı. Bu durum, İsrail'in bölgede yalnızlaştığı yorumlarını güçlendirdi.

BM Güvenlik Konseyi'nin konuya ilişkin tutumu merakla bekleniyor. Suriye'nin talebi üzerine toplanması beklenen Konsey'de, İsrail'in saldırısını kınayan bir karar tasarısının oylanabileceği konuşuluyor. Ancak ABD'nin İsrail'i koruyan veto yetkisi, olası bir yaptırımı engelleyebilir. Bu durum, uluslararası mekanizmaların etkisizliğine yönelik eleştirileri de beraberinde getiriyor.

Gelecek Senaryoları ve Diplomatik Kriz

Şeybani'nin bu açıklaması, Suriye'nin yeni yönetiminin dış politikasında önemli bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor. Daha önce Batı ile ilişkileri geliştirme sinyali veren Şam yönetimi, İsrail saldırısı nedeniyle zor bir dengeye sıkışmış durumda. Bir yandan uluslararası meşruiyet arayışı, diğer yandan içerideki güvenlik kaygıları, yönetimin manevra alanını daraltıyor.

Uzmanlar, bu krizin iki tarafı da geri adım atmaya zorlayabileceğini düşünüyor. İsrail, Suriye'nin tamamen düşman bir cepheye dönüşmesini istemiyor; Suriye de askeri bir çatışmanın ülkeyi yeniden kaosa sürüklemesinden korkuyor. Bu nedenle, gerginliğin şimdilik kontrollü bir şekilde yönetilmesi bekleniyor. Ancak taraflar arasında güven tesisinin oldukça zor olduğu herkesin malumu.

Bölgedeki diğer aktörler de bu süreci yakından takip ediyor. İran, Suriye'nin yanında yer alacağını açıklayarak gerilimi tırmandırabilir; ancak Tahran'ın kendi iç sorunlarıyla boğuştuğu biliniyor. Körfez ülkeleri ve Mısır ise yaşananların ekonomik istikrarı bozmaması için diplomatik girişimlere destek veriyor. Türkiye'nin de bölgede aktif bir arabuluculuk rolü üstlenmesi bekleniyor.

Önümüzdeki haftalarda, Suriye hükümetinin BM'deki girişimleri ve İsrail'in olası yeni operasyonları, krizin seyrini belirleyecek. Şeybani'nin sert tonu, kamuoyuna güçlü bir imaj sergileme ihtiyacından kaynaklansa da, diplomatik kanalların tamamen kapanması bölge için büyük risk taşıyor. Geçmişte benzer krizlerin yönetildiği düşünüldüğünde, tarafların gerilimi tamamen kontrolden çıkarmadan bir denge bulması bekleniyor.

Sonuç olarak, Suriye-İsrail hattındaki bu yeni kriz, Orta Doğu'nun ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösterdi. Şeybani'nin "güvenmiyoruz" çıkışı, iki ülke arasındaki ilişkilerin uzunca bir süre normale dönemeyeceğinin işareti. Bölgesel ve küresel aktörlerin, bu krizi yatıştırmak için daha fazla diplomatik çaba harcaması gerekecek. Aksi takdirde, Suriye'nin egemenliği ve bölgesel barış daha da kırılgan hale gelecektir.

Yayın Notu

Yayın sorumlusu: Serdar KAAN

Son güncelleme: 24 Ağustos 2026, 03:07

Bu haberi paylaş:

📊 İsrail'in Suriye'ye yönelik saldırıları bölgede yeni bir savaşa yol açar mı?

Toplam 0 oy

Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapın.