Çocuksuz kalan oyuncaklar

Orhan KAYA Köşe Yazısı

Kimi yerlerde yoksulluktan,
çocuklar oyuncaksız yaşıyordu çocukluklarını.
Oysa, gazzede oyuncaklar çocuksuz kaldı.
Dünyanın; sessizliği yüzünden.

Korkarım bu nasırlaşmış yürekler, sağırlaşmış vicdanlar yüzünden,
daha nice oyuncak yanlız ve sahipsiz kalacak.

Artık onlar gözyaşı dökecek; giden dostlarının arkasından.
Şayet; onlarıda vurmazsa kahpe bir bomba,
onlar anlatacak  dostlarının hayatlarını, acılarını,
Onlar yaşatacak anılarını.

Gazzede çocuklar bombalanıyor,
altında insanlık kalıyordu.
Dünyada tuhaf bir sessizlik.

İnsanlık ölüyordu mahsum bedenlerin cennet kokan teninde.
Artık cennet kokmayacaktı gazze.
Çünkü el birliği ile öldürüyorlar gazzenin cennet kokulu meleklerini.
Dünyanın mahsumiyetti de gidiyordu o meleklerin kanadında.

Gazze, acının şehri.
Gazze, hayal kurulması yasak şehir.
Gazze, umutların tükendiği şehir.
Gazze, evlat acısı çeken annelerin ağıdı,   Gazze yüreği yanan babaların feryadı,
Gazze masumların katledildiği; vicdanların susturulduğu şehir.
Gazze, Ölümün kol gezdiği, yarınların olmadığı şehirdir.

Gazzede, çocuklar büyümez; büyümeden ölürler çünkü.
Uyurken, oyun oynarken, ya da sokakta koşarken, şakalaşırken, gülerken, sevinirken ölüyordu çocuklar.
Ölümü unutup; hayal kurarken bile ölüyordu çoçuklar.
Ne zaman bir çocuk hayal kursa, bedelini hayatı ile öderdi.
Gazze'de, hayal kurmanın bedeli;
bir hayat ile eş değerdir.
Hayal bile kurmak yasaktı gazzenin çocuklarına.
Annelerinin sımsıcak kucağında sesiz sedasız ölüyordu çocuklar.
Bir zamanlar yuva dedikleri buz gibi betonların enkazında, top oynadıkları sahada, oyun oynadıkları parkta ya da koşuşturdukları sokaklarda;
yarım kalan ne varsa bırakıp gidiyorlardı, kanat çırparak.
Fakat dünya, yine üç maymunu oynuyordu.
Umursamadan ve utanmadan.

Hangi sebep bu vahşeti bu kıyımı haklı kılabilir?
Hangi zafer bu günahı unutturabilir?
Hangi çıkar bu sessizliği açıklayabilir?
Hangi hafıza bu zulmü bu soykırımı yok sayabilir?
Hangi canlı bu utançla yaşayabilir?
İnsan! İnsan! İnsan! ...