Bingöl Üniversitesi’nde Kadro Skandalı: 37 Kişilik Alımın Neredeyse Tamamı “Adrese Teslim” İddiası!
Bingöl Üniversitesi’nin duyurduğu öğretim üyesi alım ilanı, akademik dünyada büyük tepkiyle karşılandı. Yaklaşık 37 kişilik kadro alımı yapılacağı belirtilen ilanda, yer alan niteliklerin neredeyse tamamı “kişiye özel” ifadelerle dolu. Üniversitenin, kadroları daha başvurular alınmadan belli isimler için ayırdığı öne sürülüyor.
İlanlarda yer alan detaylar, kamuya açık kadrodan çok, belli kişilerin özgeçmişlerinden derlenmiş metinleri andırıyor. Her bir pozisyon için kişilere özel şartlar konulmuş ki, bu kadar dar kapsamlı ve birbirinden alakasız akademik alanlarda yetkinliğin yalnızca önceden belirlenmiş kişilerde bulunabileceği açıkça görülüyor.
Bir kadroda hem “seçmeli din dersleri” hem “21. yüzyıl becerileri” hem de “öğretmen yeterlilikleri” şartı yer alırken; bir diğerinde “Mutezile kelamı”, “erken dönem kelam metinlerinin tahkiki” ve “kelam metodolojisi” birlikte aranıyor. Bu şartların tamamı sadece bir kişiyi tarif ediyor.
“Başvuru yapmamızın anlamı yok, her şey belli”
Akademik kadroya başvuru yapmak isteyen adaylar, ilanı gördüklerinde büyük hayal kırıklığı yaşadıklarını ifade ediyor. Birçok aday, “İlk kez böyle açık bir adrese teslim ilan görüyoruz. Başvuru yapmamızın anlamı yok, her şey belli. Sadece formaliteyi tamamlıyorlar” diyerek tepkilerini dile getirdi.
Kadro değil, kıyak listesi!
İddialara göre sadece bir iki kadro dışında neredeyse tüm ilanlar benzer biçimde hazırlanmış. Farklı fakültelerde, farklı disiplinlerde yayımlanan onlarca kadro ilanı, ayrı ayrı kişilere özel biçimde düzenlenmiş durumda. Bu durum, kamuoyunda “akademik alım değil, kıyak listesi hazırlanmış” şeklinde yorumlara neden oldu.
Bingöl Üniversitesi’nden açıklama bekleniyor
Tepkilerin sosyal medyada ve akademik platformlarda çığ gibi büyümesinin ardından gözler şimdi Bingöl Üniversitesi yönetimine çevrildi. Üniversitenin bu ilanlarla ilgili nasıl bir açıklama yapacağı merak konusu. Eğitim sendikaları ve çok sayıda akademisyen, YÖK’ü göreve çağırarak bu tür kadro planlamalarının denetlenmesini talep ediyor.
Kamu kaynaklarıyla finanse edilen üniversitelerde şeffaflık ve liyakat ilkesinin yok sayılması, hem genç akademisyenlerin umutlarını söndürüyor hem de Türkiye’de yükseköğretimin güvenilirliğini zedeliyor.
Haber Merkezi