Bingöl X Haber

Gündem

Silivri Açıklarında Batan Tuğberk İmamoğlu'nun Enkazı 720 Metrede Görüntülendi!

Silivri açıklarında batan Tuğberk İmamoğlu isimli geminin enkazına, denizin 720 metre derinliğinde ulaşıldı. ROV ile elde edilen görüntülerde geminin kimliği doğrulanırken, kazanın nedenine ilişkin önemli bulgular da ortaya çıktı. Araştırmada, AIS cihazının devre dışı kalmış olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.

Serdar KAAN • 05 Eylül 2026, 22:05 • 9 dk okuma

Marmara Denizi, bir kez daha bir deniz faciasının acı izleriyle çalkalanıyor. Silivri açıklarında geçtiğimiz dönemde batan Tuğberk İmamoğlu isimli kargo gemisi, deniz tabanındaki enkazıyla yeniden gündeme geldi. Uzaktan kumandalı araçlar ve sonar sistemleriyle yürütülen aramalar sonucunda, geminin 720 metre derinlikteki enkazına ulaşıldı ve su altı görüntüleri kamuoyuyla paylaşıldı. Bu görüntüler, kazanın nedenine ilişkin bilinmeyenleri de beraberinde getirdi.

Görüntülerde ilk olarak dikkat çeken, geminin isminin hâlâ okunabilir olması oldu. Ekipler, enkaz üzerindeki “Tuğberk İmamoğlu” yazısını doğrulayarak geminin kimliğini netleştirdi. Yetkililer, bu görüntülerin kazanın aydınlatılması açısından büyük önem taşıdığını belirtiyor. Peki, gemi nasıl battı? Enkazın bulunduğu derinlik ve bölgedeki akıntılar, kurtarma çalışmalarını zorlaştırıyor. İşte tüm detaylar...

Kaza Nasıl Meydana Geldi?

Tuğberk İmamoğlu gemisi, İstanbul Silivri açıklarında seyir halindeyken henüz bilinmeyen bir nedenle su almaya başladı. Gemiden yapılan imdat çağrısı üzerine bölgeye Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik ekipleri sevk edildi. Ancak kısa süre içinde batan gemi, denizin derinliklerine gömüldü. İlk müdahalelere rağmen kurtarılamayan geminin mürettebatından bazılarının kurtarıldığı, bazılarının ise hâlâ kayıp olduğu öğrenildi. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında geniş çaplı bir inceleme yürütülüyor.

Kazanın gerçekleştiği sırada Marmara Denizi'nde olumsuz hava koşulları yaşandığı, rüzgarın saatte 40 kilometreye ulaştığı ve dalga boylarının arttığı belirtiliyor. Bu durum, geminin dengesini kaybetmesine ya da karaya oturmasına neden olmuş olabilir. Ancak uzmanlar, kötü havanın tek başına böyle bir faciayı açıklamaya yetmeyeceğini, geminin teknik donanımının da incelenmesi gerektiğini ifade ediyor.

Enkaz Görüntüleri Neler Anlatıyor?

Su altı araştırma gemileri ve ROV (uzaktan kumandalı sualtı aracı) ile elde edilen görüntüler, geminin büyük ölçüde sağlam olduğunu ancak bazı bölümlerinin hasar aldığını ortaya koydu. Geminin baş kısmında ve gövdesinde çatlaklar olduğu görülen görüntülerde, deniz tabanına oturan geminin çevresinde dağılmış yük parçaları da dikkat çekiyor. Uzmanlar, bu görüntülerin kazanın mekanizmasını çözmek için kritik veriler sağlayacağını söylüyor.

Enkazın 720 metre derinlikte bulunması, görüntüleme çalışmalarını oldukça güçleştirdi. Bu derinlikteki basıncın, su sıcaklığının ve karanlığın, özel ekipmanlar kullanılarak aşılabildiği belirtiliyor. Denizin bu bölümünde akıntıların güçlü olması nedeniyle, görüntüleme çalışmaları ancak uzman dalgıçlar ve gelişmiş sonar cihazları kullanılarak tamamlanabildi. Ekipler, elde edilen görüntüleri savcılık ve bilirkişi heyetine teslim etti.

AIS Cihazı ve 20 Bin Liradan Fazla Bedel

Kazayla ilgili en çok tartışılan konulardan biri de gemide bulunan Otomatik Tanımlama Sistemi (AIS). Bu sistem, gemilerin kimliğini, konumunu, rotasını ve hızını çevredeki gemilere ve kıyı istasyonlarına otomatik olarak iletiyor. Ancak yapılan incelemelerde, Tuğberk İmamoğlu gemisinin AIS cihazının bazı kritik anlarda devre dışı kaldığı ya da hatalı veri iletildiği öne sürüldü. Bu durumun, geminin çevresindeki diğer araçların onu fark etmesini zorlaştırdığı ve kazaya zemin hazırlamış olabileceği üzerinde duruluyor.

Denizcilik uzmanları, yaklaşık 20 bin liraya mal olan bu cihazın aslında bir güvenlik önlemi olduğunu, ancak yanlış kullanımının ya da bakımsızlığının büyük felaketlere yol açabileceğini ifade ediyor. “AIS cihazı, denizde bir geminin dijital kimliğidir. Eğer bu cihaz düzgün çalışmazsa, gemi âdeta görünmez olur.” şeklinde konuşan denizcilik sigortası uzmanları, bu tür cihazların düzenli olarak test edilmesi gerektiğini vurguluyor. Soruşturma kapsamında geminin AIS kayıtlarının incelendiği ve cihazın arızalı olup olmadığının belirlenmeye çalışıldığı öğrenildi.

Türkiye Sularında Deniz Kazaları ve Alınması Gereken Önlemler

Tuğberk İmamoğlu'nun batması, Türkiye karasularında yaşanan deniz kazalarını yeniden gündeme taşıdı. Türk boğazları ve Marmara Denizi, yoğun gemi trafiği nedeniyle dünyanın en riskli su yolları arasında yer alıyor. Yılda ortalama 50 binden fazla geminin geçtiği bu sularda, kötü hava, yoğunluk ve teknik aksaklıklar nedeniyle sık sık kazalar yaşanıyor. Ancak uzmanlara göre, bu kazaların pek çoğu önlenebilir durumda.

Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) verilerine göre, deniz kazalarının büyük bir çoğunluğu insan hatası kaynaklı. Yetersiz bakım, eğitimsiz personel ve uyumsuz ekipman, bu hataların başında geliyor. Türkiye'nin de taraf olduğu SOLAS Sözleşmesi gereği, ticari gemilerin belirli güvenlik standartlarını karşılaması zorunlu. Ancak denetimlerdeki aksaklıklar, riskli gemilerin denize açılabilmesine neden olabiliyor.

Marmara Denizi'nin Risk Haritası

Silivri açıkları, özellikle gemi trafiğinin yoğunlaştığı boğaz güzergahı üzerinde yer alıyor. Karadeniz'den Ege ve Akdeniz'e geçen büyük tonajlı gemiler, Marmara Denizi'ni adeta bir geçiş koridoru olarak kullanıyor. Bölgedeki balıkçı ağları, deniz motorları ve doğal gaz hatları da seyrüsefari güçleştiren unsurlar arasında. Uzmanlar, Marmara'daki her kazanın çevresel felakete dönüşme potansiyeli taşıdığına, özellikle yakıt ve yük sızıntılarına karşı acil müdahale planlarının hazır olması gerektiğine dikkat çekiyor.

Tuğberk İmamoğlu kazası, bölgedeki risklerin yanı sıra enkaz ve yakıt sızıntısı tehdidini de yeniden hatırlattı. Geminin bulunduğu derinlik, sızıntı kontrolünü neredeyse imkânsız kılıyor. Ancak çevreciler, ilerleyen günlerde deniz suyu örnekleri alınarak petrol türevi kirlilik analizi yapılmasını talep ediyor.

Arama Kurtarma ve Adli Süreç Nasıl İşliyor?

Kazanın ardından hem arama kurtarma hem de adli süreç eş zamanlı olarak başlatıldı. İstanbul Valiliği kriz masası kurarak, bölgeye Deniz Kuvvetleri'ne ait sualtı arama timlerini yönlendirdi. Sahil Güvenlik Komutanlığı'nın koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda, önce geminin enkazının yeri tespit edildi, ardından da görüntüleme çalışmaları tamamlandı. Halen kayıp mürettebatın bulunması için dalgıç ekipleri zaman zaman enkaz bölgesine iniş yapıyor.

Adli aşamada ise savcılık tarafından geniş çaplı bir soruşturma yürütülüyor. Geminin mürettebatından sağ kurtulanların ifadelerine başvurulurken, gemi işletmecisi şirketin yetkilileri hakkında da “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçlamasıyla soruşturma başlatıldığı öğrenildi. Ayrıca geminin periyodik bakım kayıtları, yük listesi ve sağlık durumunu gösteren belgeler savcılığa sunuldu. Bilirkişi raporunun, kazanın kesin nedenini ortaya çıkaracak en önemli belge olacağı belirtiliyor.

Sürecin bir diğer önemli ayağını ise sigorta ve tazminat konusu oluşturuyor. Geminin yükü ve teknesi için yaptırılan sigorta poliçeleri kapsamında, batışın ardından sigorta şirketlerinin öncü hasar değerlendirmesi yaptığı biliniyor. Ancak kesin hasar bedelinin enkazdan ve ekiplerin toplayacağı verilerden hareketle belirlenebileceği için uzun sürebileceği kaydediliyor.

Denizcilikte Güvenlik İçin Çıkarılması Gereken Ders

Tuğberk İmamoğlu olayı, denizcilik sektöründe güvenlik standartlarının ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Uzmanlar, özellikle kıyı ötesi bölgelerde seyreden gemilerde AIS, acil durum şamandırası ve konum vericisi gibi sistemlerin düzenli test edilmesinin hayati önem taşıdığını vurguluyor. Bu sistemlerin devre dışı kalması, hem geminin bulunmasını zorlaştırıyor hem de kurtarma çalışmalarını olumsuz etkiliyor. Bu tür kazaların önüne geçilmesi için denetimlerin artırılması, bakım kayıtlarının dijital ortamda şeffaf biçimde tutulması ve mürettebata yönelik zorunlu eğitimlerin güncellenmesi gerektiği belirtiliyor.

Denizcilik otoriteleri, bu kazanın ardından kapsamlı bir rapor hazırlanması ve dünyadaki tüm denizci devletlerle paylaşılması çağrısına öncülük ediyor. Özellikle aynı tip taşıma yapan gemilere yönelik ek önlemler alınması beklenirken, bu facianın bir daha yaşanmaması için uluslararası sözleşmelerin de gözden geçirilmesi isteniyor. Silivri açıklarındaki enkaz ise, hem acı bir hatıra hem de geleceğe yönelik bir uyarı olarak denizin derinliklerinde araştırmacıları bekliyor.

Son olarak, kazanın ardından bölgede deniz trafiğinin normale döndüğü ancak su altı araştırmalarının bir süre daha süreceği bildiriliyor. Yetkililer, enkazın kaldırılması ya da işaretlenmesi konusunda çalışma başlatılıp başlatılmayacağının bilirkişi raporu netleştikten sonra belirleneceğini açıkladı. Hayatını kaybeden denizcilere Allah'tan rahmet, ailelerine başsağlığı dileniyor.

#Deniz Güvenliği #deniz kazası #Silivri #Marmara Denizi #Tuğberk İmamoğlu #Gemi Batması #Sualtı Görüntüleri #AIS Cihazı #ROV #Kurtarma Çalışması