Bingöl X Haber

Gündem

ALSU gemisi kazasında kaptan ve 3. kaptan tutuklandı!

Silivri açıklarında iki Türk bayraklı ticari geminin çarpışmasıyla ilgili yürütülen soruşturmada ALSU gemisinin kaptanı ve 3. kaptanı, mahkeme tarafından tutuklandı. Gelişme, kazaya ilişkin adli süreçte yeni bir aşamayı işaret ediyor.

Serdar KAAN • 04 Eylül 2026, 00:17 • 10 dk okuma

Silivri açıklarında iki Türk bayraklı ticari geminin çarpışması, denizcilik sektöründe büyük yankı uyandırdı. Kazaya karışan ALSU adlı geminin kaptanı ve 3. kaptanı, çıkarıldıkları sulh ceza hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan altı şüpheliden ikisinin tutuklanması, kazanın adli boyutunu daha da derinleştirdi.

Olay, Marmara Denizi'nde İstanbul'un Silivri ilçesi açıklarında meydana geldi. İki Türk bayraklı ticari geminin çarpışması sonucu ilk belirlemelere göre maddi hasar oluştuğu, can kaybı yaşanmadığı bildirildi. Ancak kazanın hemen ardından bazı mürettebatın yaralandığı ve gemilerde su alması nedeniyle kısmi tahliyeler yapıldığı öğrenildi. Kıyı Emniyeti ve Sahil Güvenlik ekiplerinin hızlı müdahalesiyle olası bir çevre felaketinin önüne geçildiği aktarıldı.

Kaza ve Müdahale Süreci

Çarpışma ihbarının ardından bölgeye sevk edilen Sahil Güvenlik ekipleri, her iki gemideki mürettebatın güvenliğini sağlarken, gemi sahiplerinin de olay yerine ulaşarak hasar tespiti yaptığı öğrenildi. İlk incelemelerde, kazanın yakın takip ve manevra hatasından kaynaklanmış olabileceği değerlendiriliyor. Silivri açıklarının yoğun gemi trafiğine sahip olması, kazanın neden olduğu riski artıran faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.

Olay Yeri Silivri Açıkları

Silivri, İstanbul Boğazı'nın batısında ve Marmara Denizi'nin kuzey kıyısında yer alması nedeniyle deniz ulaşımının kritik kavşak noktalarından biridir. Bu bölgede aynı anda çok sayıda yük gemisi, tanker ve feribot seferi yapıyor. Uzmanlar, özellikle kötü hava koşulları ve görüş mesafesinin düşmesi durumunda kaza riskinin katlanarak arttığına dikkat çekiyor. Kazanın yaşandığı tarihte denizde sis ve hafif yağış etkili olduğu rapor edilmişti.

Bölgede yapılan ilk teknik incelemede, iki geminin çarpışma açısının geniş bir yay oluşturduğu ve bu durumun gemilerin birbirini zamanında fark edemediğini gösterdiği ifade ediliyor. Trafik yoğunluğu ve radar kullanımı konusundaki eksiklikler, ihtimal dahilindeki nedenler arasında sayılıyor. Öte yandan, gemilerin AIS (Otomatik Tanımlama Sistemi) verilerinin incelenmesi için uzman bilirkişi heyeti görevlendirildi.

Gemilerin Durumu ve Mürettebat

Kazada iki geminin de yüklü olduğu ve dökme yük taşıdığı bildirildi. ALSU gemisinin gövdesinde oluşan çatlak nedeniyle bir bölmesinin su aldığı, ekiplerin müdahalesiyle geminin karaya oturtularak batmasının engellendiği öğrenildi. Diğer geminin ise baş kısmının hasar gördüğü, ancak kendi imkânlarıyla İstanbul açıklarına demirleyebildiği belirtildi. Her iki geminin mürettebatı ifadeleri için karaya çıkarılırken, ALSU gemisinin mürettebatına ek olarak diğer geminin personeli de soruşturmada şüpheli sıfatıyla yer aldı.

Tutuklama Kararı ve Adli Süreç

Soruşturma kapsamında gözaltına alınan altı şüpheliden ikisi olan ALSU gemisinin kaptanı ve 3. kaptanı, polis merkezindeki işlemlerin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık tarafından ifadeleri alınan şüpheliler, "taksirle yangın, batma ve deniz kazasına neden olma" suçlamasıyla sulh ceza hakimliğine başvuruldu. Hakimlik, delilleri ve dosyadaki mevcut durumu değerlendirerek her iki şüphelinin tutuklanmasına karar verdi.

Tutuklama kararı, hukuk çevrelerinde deniz kazalarına ilişkin cezai sorumluluğun ciddiyetini gösteren bir örnek olarak nitelendirildi. Uzmanlar, gemi kaptanlarının ve vardiya zabitlerinin özellikle tedbirsizlik ve dikkatsizlik gibi durumlarda yargı önüne çıkarılabildiğini hatırlatıyor. Bu davanın, denizcilikte iş güvenliği standartlarının artırılmasına da katkı sağlayabileceği yorumları yapılıyor.

Kaptan ve 3. Kaptanın Tutuklanma Nedenleri

Savcılık kaynaklarından edinilen bilgilere göre, olay sırasında ALSU gemisinin seyir ve manevrasından birinci derece sorumlu olan kaptan ve 3. kaptanın, çarpışma anında gerekli önlemleri almadıkları ve çatışma riski doğduğunda bile rota değişikliği yapmadıkları yönünde güçlü bulgular elde edildi. Ayrıca, uygun hız limitlerine riayet edilmediği ve radar ve gözlemci yönergelerinin ihlal edildiği iddia ediliyor. Tutuklama kararında şüphelilerin kaçma şüphesi ve delilleri karartma ihtimali gibi gerekçelerin de etkili olduğu öğrenildi.

Kaptanlardan birinin daha önce benzer bir trafik kazasına karıştığı ve hakkında soruşturma açıldığı bilgisi dosyada yer aldı. Bu durum, olayın bir suç işleme alışkanlığı sonucu meydana gelip gelmediği sorusunu gündeme getirdi. Avukatların tutukluluğa itiraz etmesi beklenirken, önümüzdeki günlerde yapılacak itiraz üzerine kararın yeniden değerlendirilebileceği konuşuluyor.

Diğer Şüphelilerin Durumu

Gözaltına alınan diğer dört şüphelinin ise ifadelerinin ardından serbest bırakıldığı ancak haklarında adli kontrol hükümleri uygulandığı bildirildi. Bu kişilerin geminin diğer zabitleri ve gemi sahibi şirketin yetkilileri olduğu belirtiliyor. Savcılık, bu kişilerin suçun işlenmesine yardımcı olup olmadıklarını araştırmak için geniş çaplı bir inceleme başlattı. Görgü tanıklarının ve muhabere kayıtlarının, kazanın asıl sorumlularının ortaya çıkarılmasında kilit rol oynaması bekleniyor.

İfade işlemleri sırasında şüphelilerin birbirleriyle çelişen beyanlar verdiği öğrenilirken, özellikle vardiya değişim saatlerinde personel eksikliği yaşandığı iddiası da dosyaya eklendi. Gemi sahibi şirket, kaza sonrası yayımladığı yazılı açıklamada "üzgünüz" ifadesini kullanarak, sürecin takipçisi olduklarını ve gerekli tüm bilgileri yetkililerle paylaştıklarını duyurdu. Ancak şirketin hukuki sorumluluğu, dava sürecinde daha geniş şekilde araştırılacak.

Deniz Trafiği ve Güvenlik Önlemleri

Marmara Denizi, dünyanın en yoğun deniz trafiğine sahip su yollarından biridir. İstanbul ve Çanakkale Boğazları'nı birbirine bağlayan bu iç deniz, hem uluslararası hem de ulusal ölçekte ticari gemilerin geçiş güzergahı üzerinde yer alıyor. Özellikle Silivri önleri, ana çatışma rotalarının kesiştiği bir nokta olarak dikkat çekiyor. Yıllık ortalama 50 binden fazla gemi bu sulardan geçiyor. Bu durum, kaza riskini en aza indirmek için sürekli ve etkili denetim mekanizmalarını zorunlu kılıyor.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın verilerine göre, Marmara Denizi'nde son on yılda meydana gelen kazaların %65'i çatışma, %20'si ise karaya oturma olarak kayıtlara geçti. Bu kazaların büyük bölümünün insan hatasından kaynaklandığı uzman raporlarında vurgulanıyor. Gemi trafiğinin yoğun olduğu saatlerde, özellikle otomatik seyir cihazlarının yanlış kullanımı, çatışmaların önde gelen sebepleri arasında sayılıyor.

Marmara Denizi'ndeki Risk Faktörleri

Marmara Denizi'nde kazaları tetikleyen en önemli etkenlerden biri coğrafi yapı ve hava koşullarıdır. Ani karayel ve poyraz fırtınaları, denizcilerin manevra kabiliyetini sınırlar. Ayrıca, denizde sık sık meydana gelen sis hadiseleri, görüş mesafesini aniden düşürerek çatışma riskini yükseltiyor. Silivri açıkları, kıyıya yakın balıkçıların ve bölgedeki rüzgar enerjisi santrallerinin yoğun olduğu bir saha olduğu için seyir güçlüğüne neden oluyor.

Bölgedeki deniz trafiği düzenlemeleri, gemilerin ayrılmış trafik şeritlerinde seyretmesini zorunlu kılıyor. Ancak bazı gemi kaptanlarının, zaman kaybını önlemek adına bu şeritleri ihlal ettikleri biliniyor. Türk boğazları deniz trafik düzeninin etkin şekilde uygulanması, bu tür kazaların önlenmesinde hayati önem taşıyor. Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'nün radar istasyonları, gemilerin anlık olarak izlenmesini sağlamakla birlikte, insan müdahalesi olmadan tam anlamıyla güvenliği sağlamaktan uzak.

Benzer Kazalar ve Alınması Gereken Tedbirler

Türk denizcilik tarihi, maalesef büyük kazalarla doludur. 1979'daki İndependenta ile Eurypylus çatışması İstanbul Boğazı'nda çok sayıda can kaybına yol açan kazalardan sadece biriydi. 2018'de ise Trans Adriyatik Boru Hattı inşaatı sırasında yaşanan gemi çarpışmaları, çevresel felaketlerle anıldı. Silivri kazasının ardından uzmanlar, benzer olayların yaşanmaması için kaptan eğitimlerinin iyileştirilmesi, gemi trafik hizmetlerinin güçlendirilmesi ve denetimlerin artırılması gerektiğini savunuyor.

Deniz Ticaret Odası yetkilileri, kazanın sektörün hafızasında yer edinmesi gerektiğini belirterek, "Her kaza bizim için bir ders olmalı. Öncelikle vardiya sistemlerinin kurallara uygun işletilip işletilmediğini denetlemeliyiz" açıklamasında bulundu. Ayrıca, gemi sahipleri ve sigorta şirketlerinin yüksek tazminatlarla karşılaşmamak için risk analizlerini daha sıkı tutması gerektiğine dikkat çekildi.

Hukuki ve Cezai Boyut

Deniz kazalarında cezai sorumluluğun kapsamı, Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesi çerçevesinde değerlendiriliyor. Taksirle ölüme veya yaralanmaya yol açan olaylarda, sorumlu kişilere hapis cezası öngörülüyor. Ancak kazada ölüm veya yaralanma olmamışsa, "taksirle mala zarar verme" suçu söz konusu olabiliyor. ALSU gemisinin kaptanı ve 3. kaptanı, gözaltına alınırken "olası kast" iddiasıyla suçlanmadı, ancak ihmal, dava sürecinde ağırlaştırıcı unsurların başında yer alacak.

Soruşturma kapsamında bilirkişi incelemesi büyük önem taşıyor. Gemi kayıtlarındaki bakım logları, seyir jurnalleri ve elektrik-elektronik sistem verileri, kazanın oluş nedenini ortaya koyacak en kritik deliller. Kaptanların savunmalarında, geminin teknik bir arızası nedeniyle manevra yapamadıklarını öne sürmeleri halinde teknik bilirkişi raporu belirleyici olacak. Eğer arıza dışında bir sorumluluk bulunursa, cezalarda indirim uygulanmayacak.

Yargılama Sürecinde Beklentiler

Hukukçular, tutuklu yargılamanın olayın önemine uygun olduğunu, ancak yargılamanın makul sürede bitirilmesi için etkin bir takip yapılması gerektiğini ifade ediyor. Deniz kazası dosyalarının karmaşıklığı nedeniyle, bilirkişi raporlarının hazırlanması aylar sürebiliyor. Bu sürede tutuklu kalan sanıkların, tahliye talepleri olacaktır. Mahkemenin, toplanan delilleri ve tutukluluk süresini göz önünde bulundurarak ara kararını açıklaması bekleniyor.

Duruşmaların Silivri Adliyesi görülmesi beklenen dava, denizcilik sendikaları tarafından da yakından izleniyor. Sendikalar, bu sürecin yalnızca şahsi kusur değil, aynı zamanda sektördeki çalışma koşullarının da sorgulanmasına vesile olması gerektiğini vurguluyor. Uzun vardiya saatleri, personel yetersizliği ve düşük maaşlar, denizcilerin dikkat dağınıklığı yaşamasına neden olan etkenler olarak eleştiriliyor.

Sonuç ve Değerlendirme

ALSU gemisinin kaptanı ve 3. kaptanının tutuklanması, denizcilik sektöründe #NeOlurdu tartışmalarını da beraberinde getirdi. Kaza sonucu can kaybı yaşanmamış olması teselli edici olmakla birlikte, benzer bir olayın gelecekte çok daha acı sonuçlara yol açabileceği konusunda rahatsız edici bir örnek teşkil ediyor. Deniz kazalarının önüne geçmek için sadece ulusal düzenlemeler değil, uluslararası denizcilik standartlarına tam uyum şarttır.

Önümüzdeki dönemde Mahkeme, bilirkişi raporunu beklerken, kazanın trafik yoğunluğu, hava koşulları ve insan hatası gibi bileşenlerini tek tek ele alacak. Sanıkların ceza alıp almayacağı büyük ölçüde raporun ortaya koyacağı teknik verilere bağlı olacak. Sektör temsilcileri ise davanın başka gemi kazalarını caydırıcı nitelikte sonuçlanmasını umuyor. Ulaştırma Bakanlığı'nın, bu tür olayları önlemek için denetim kapasitesini artırma ve siber güvenlik önlemlerini güçlendirme sözü vermesi, ilerisi için umut verici bir gelişme olarak kaydedildi.

#tutuklama #Deniz Güvenliği #Silivri #Marmara Denizi #Alsu gemisi #gemi kazası #kaptan