Ankara Büyükşehir Belediyesi'nde ihale yolsuzluğu iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma, eski Belediye Başkanı Melih Gökçek'in ailesine kadar uzandı. Edinilen bilgilere göre, Gökçek döneminde belediyeden ihale alan 36 şirket hakkında soruşturma başlatıldı. Daha da dikkat çekici olan ise Melih Gökçek'in oğlu Ahmet Gökçek ve gelini Hülya Gökçek'in de ifadeye çağrılmış olması. Soruşturmanın, belediyenin son dönemde gündeme gelen konser harcamalarıyla bağlantılı olarak genişlediği öğrenildi.
Ankara'da 2019'da görevi devralan Mansur Yavaş yönetimi, belediyenin geçmiş dönemden kalan ve milyonlarca lirayı bulan şüpheli harcamalarını tek tek mercek altına aldı. Bu çerçevede Başsavcılığa yapılan suç duyurularının ardından başlayan soruşturmada, Gökçek'in oğlu Ahmet Gökçek'in de aralarında bulunduğu çok sayıda isme ulaşılmaya çalışılıyor. Gelişmeler kamuoyunda büyük yankı bulurken, dosyanın yalnızca konser harcamalarıyla sınırlı kalmayacağı, önümüzdeki günlerde çok daha geniş kapsamlı bir yolsuzluk ağını ortaya çıkarabileceği konuşuluyor.
Soruşturmanın Kapsamı: 36 Şirketin İhale Dosyaları İstendi
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmada, Melih Gökçek döneminde belediye ihalelerine katılarak iş alan 36 şirketin tüm ihale dosyaları ve ödeme kayıtlarına el konulduğu belirtildi. Bu şirketlerin, özellikle 2010-2017 yılları arasında belediyenin düzenlediği etkinlikler, konserler ve organizasyonlardan büyük paralar kazandıkları ifade ediliyor. Söz konusu şirketlerin bazılarının gerçekte hiçbir faaliyet göstermediği veya aynı adrese kayıtlı olduğu yönünde tespitler bulunduğu da iddialar arasında.
Savcılığın, belediye bütçesinden yapılan konser ödemelerini tek tek incelemeye aldığı, bu ödemelerin büyük bir kısmının Melih Gökçek'in oğlu Ahmet Gökçek ile bağlantılı şirketlere aktarıldığını tespit ettiği öğrenildi. Soruşturma kapsamında, kamu zararına neden olunduğu gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulduğu, şirket ortakları ve yetkililerinin ifadelerine başvurulacağı aktarılıyor. Özellikle belediyeden ihale alan bazı firmaların, ihalelerden yalnızca iki gün önce kurulmuş olması, dosyadaki en çarpıcı ayrıntılardan biri olarak öne çıkıyor.
Konser Soruşturması ile Bağlantı
Bugüne kadar yolsuzluk şüphesiyle gündeme gelen olaylardan biri, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin organize ettiği ve Gökçek'in oğlunun da dahil olduğu organizasyon şirketlerine yüklü ödemeler yapılmasıydı. Daha önce basına yansıyan ve “konser soruşturması” olarak adlandırılan dosyada, bazı sanatçılara birkaç saatlik konser için astronomik rakamlar ödendiği ortaya çıkmıştı. Soruşturmanın bu ayağında, Melih Gökçek'in talimatıyla aynı şirketlere usulsüz şekilde ihale verildiği, hatta bazı işlerin hiç yapılmadığı halde ödemelerinin yapıldığı ileri sürülüyor.
Yeni soruşturma ise yalnızca konserlere değil, belediyenin tüm ihale süreçlerine uzanıyor. 36 şirketin incelenmesiyle birlikte; temizlik, bakım, inşaat ve teknoloji ihalelerindeki usulsüzlüklerin de mercek altına alınacağı ifade ediliyor. Uzmanlar, bu tür geniş çaplı bir soruşturmanın, yıllardır kamuoyuna yansıyan ama yargıya taşınamayan pek çok iddianın da aydınlanmasına katkı sağlayacağı görüşünde.
Gökçek Ailesi Üzerindeki İddialar ve İfade Süreci
Soruşturmada en kritik isimlerden biri olarak öne çıkan Ahmet Gökçek, daha önce de birçok kez belediyeden beslenen şirketlerle ilişkisi yüzünden eleştirilmişti. Kendi adına kayıtlı gibi görünen bazı şirketlerin, doğrudan babası Melih Gökçek'in kararlarıyla iş aldığı yönündeki iddialar, medyada sıkça yer bulmuştu. Şimdi ise tüm bu iddiaların yargı önünde test edilme zamanı geldi. Melih Gökçek'in gelini Hülya Gökçek'in de şirket ortağı olarak kayıtlarda yer alması, aile üyelerinin soruşturmaya dahil edilmesine neden oldu.
Edinilen bilgilere göre, savcılık tarafından Ahmet Gökçek ve Hülya Gökçek'e şüpheli sıfatıyla ifade davetiyesi gönderildi. İki ismin de önümüzdeki günlerde savcılık karşısına çıkması beklenirken, savunmalarının yolsuzluk iddialarının netleşmesi açısından büyük önem taşıdığı vurgulanıyor. Hukukçular, bu ifadelerin ardından dosyanın çok daha farklı bir boyuta taşınabileceği görüşünü dile getiriyor.
Melih Gökçek'in Savunması Ne Olacak?
Henüz resmi bir açıklama yapmayan Melih Gökçek'in, yakın çevresine “Bütün bu iddiaların siyasi olduğunu, oğlumu ve ailemi yıpratmak için ortaya atıldığını” söylediği öğrenildi. Ancak dosyadaki delillerin ve 17 farklı ihalede usulsüzlük tespitinin, bu savunmanın ikna ediciliğini zayıflattığı belirtiliyor. Gökçek'in daha önceki bir soruşturmada şirketler üzerinden çocuklarına milyonlarca dolarlık varlık aktardığı iddiaları da yargıya hiçbir zaman tam olarak taşınmamıştı. Bu dosyanın, bir boru gibi geçmişe ışık tutabileceği değerlendiriliyor.
Uzun süre Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Melih Gökçek, 24 yıllık görev süresi boyunca birçok kez yetkiyi yakın çevresiyle paylaştığı ve belediye imkanlarını ailesinin şirketlerine aktardığı yönünde eleştirilmişti. Özellikle memleketi Kırıkkale'de yapılan “Yüksek Hızlı Tren Garı” inşaatı ve bazı şehir projelerinde, oğlu Ahmet Gökçek'in inşaat şirketlerinin alt yüklenici olarak yer aldığı kamuoyunda konuşulmuştu. Şimdi bu kez tüm bu geçmiş iddiaların soruşturmada yeniden ele alınması ihtimali, Gökçek ailesi için risk oluşturuyor.
Hukuki Sonuçları ve Toplumsal Beklentiler
Soruşturma; ihaleye fesat karıştırma, özel belgede sahtecilik, dolandırıcılık ve kamu zararı suçları üzerinden ilerliyor. Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddelerine göre, bu suçlardan hüküm giymiş kişilerin 12 yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşma ihtimali bulunuyor. Ayrıca, kamu bankalarından veya belediyeden alınan haksız ödemelerin faiziyle birlikte tahsili de söz konusu olabilir. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ın, yolsuzluk dosyalarını yakından takip ettiği ve belediyenin avukatlık biriminin aktif şekilde sürecin içinde olduğu biliniyor.
Bu tür iddianamelerin hazırlanmasının zaman aldığına dikkat çeken hukukçular, dosyanın çok sayıda tanık ve bilirkişi incelemesi gerektirdiğini, bu nedenle dava aşamasının birkaç yıl sürebileceğini belirtiyor. Yine de yargıda kazanılan her ilerleme, toplumun belediye yönetimlerine olan güvenini doğrudan etkiliyor. Türkiye'de yerel seçimlerin artık uzak tarihli olması, siyasi iktidarın da bu yolsuzluk dosyalarına müdahil olmasına neden olabilir. Ancak yaşanan bu süreç, esas olarak yargı bağımsızlığının test edileceği bir sınav niteliği taşıyor.
Mansur Yavaş'ın Duruşu ve Belediyenin Rolü
Mansur Yavaş, göreve geldiği ilk günden itibaren “Kamu İhale Kurumu'nun denetimlerine büyük önem verdiklerini, önceki dönemin tüm şüpheli işlemlerini incelettireceklerini” açıklamıştı. Belediye meclisinde kurulan araştırma komisyonları, geçmiş tarihli belgeleri inceledikçe ortaya çıkan anormallikler, konunun savcılığa taşınmasını hızlandırdı. Örneğin, yapılan ilk tespitlerde bazı firmaların aynı adreste ve aynı tarihte kurulduğu, ardından büyük ihaleler aldığı tespit edildi. Bu bulgular üzerine başlatılan iç denetim, suç duyurusuyla sonuçlandı.
Yavaş'ın özellikle Gökçek dönemiyle ilgili eleştirilerindeki duruşu, kamuoyundan büyük destek görüyor. Öte yandan bu soruşturmanın siyasi bir hesaplaşma aracı olmadığını, aksine hukukun üstünlüğü adına atılmış bir adım olduğunu vurgulayan Yavaş, “Kimse geçmişle hesaplaşmaktan korkmamalı. Hesap verebilirlik, demokrasinin temelidir.” mesajını verdi. Bu tavrın, Ankara'da adalet duygusunu pekiştirdiği yorumları yapılıyor.
Soruşturmanın Siyasi Etkileri
Melih Gökçek'in geçmişte adalet ve kalkınma partisinin etkili isimlerinden biri olması, şimdi siyasi iktidarı da zor durumda bırakabilir. AKP kurmaylarının, Gökçek'i geçmiş yıllarda birçok kez savundukları bilinir. Fakat bugün yargıya taşınan dosyalar, hem partinin hem de Gökçek ailesinin itibarını olumsuz yönde etkileyebilir. Uzman analistler, bu soruşturmanın, 2028'de yapılması planlanan genel seçim öncesinde yolsuzlukla mücadele söylemini güçlendirebileceği görüşünde. Diğer yandan muhalefet partileri ve sivil toplum örgütleri de sürecin üzerine titizlikle gitmeye hazırlanıyor.
Türkiye'nin dört bir yanında birçok belediye başkanının yolsuzluk soruşturmalarıyla sarsıldığı düşünüldüğünde, Ankara dosyasının adeta bir milat olabileceği konuşuluyor. Bu soruşturmada elde edilecek bulgular, yalnızca Melih Gökçek'in dönemini değil, benzer ilişki ağlarının varlığını da ortaya çıkarabilir. Kent halkı ise uzun süredir su yüzüne çıkmayan kayıpların hesabının sorulmasını bekliyor.
Ne Zaman Sonuçlanır? Olası Senaryolar
Hukuki sürecin uzun sürmesi muhtemel. Şirket kayıtları, banka hesap hareketleri, tanık ifadeleri ve bilirkişi raporları, dosyanın en kritik delillerini oluşturacak. Uzmanlara göre, adliyenin yoğunluğu dikkate alındığında, soruşturmanın tamamlanmasının en az 6 ay ile 1 yıl alabileceği öngörülüyor. Bu süreçte ortaya çıkabilecek yeni kanıtlar, sanıkların tutuklanmasına dahi neden olabilir.
Özellikle Ahmet Gökçek ve Hülya Gökçek'in ifadeleri, dosyanın yönünü belirleyecek en önemli unsurlar olarak görülüyor. Eğer savcılık, aile üyelerinin nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarına iştirak ettiğine dair güçlü deliller elde ederse, adli kontrol hükümlerinin uygulanması bile gündeme gelebilir. Melih Gökçek'in oğlunun ve gelininin yaşadığı ABD'den getirilen belgeler, iddiaların aydınlatılmasında kilit rol oynayacak.
Bu gelişmeleri değerlendiren hukukçular, “Türkiye'de belediye yolsuzluklarında artık cezasızlık algısının kırılması gerekiyor. Ankara'daki bu soruşturma, kamuoyuna verilen sözün tutulduğu bir dosya olabilir.” ifadelerini kullanıyor. Toplumun beklentisi ise, İstanbul, İzmir veya diğer büyük şehirlerdeki benzer uygulamaların da aynı titizlikle araştırılması.
Sonuç olarak, Melih Gökçek'in ailesine ve dönemindeki şirketlere dair soruşturma, Ankara siyasetinde ve Türkiye'de önemli bir dönüm noktasını temsil ediyor. Dosyanın takipçisi olan medyanın ve toplumun, sürecin her aşamasını izlemesi, adaletin tecellisi açısından büyük önem taşıyor. Gözler şimdi, önümüzdeki günlerde verilecek ifadelerde ve savcılığın atacağı adımlarda.